11 Ayın Sultanı geldi çattı…
Öncelikle Ramazan-ı Şerif tüm Müslüman âlemine hayırlara vesile olsun.
Lakin merak etmeyin; klasikleşmiş ‘Nerde o eski Ramazanlar’ klişesine girmeyeceğim.
Yine de, hangimiz özlemiyoruz ki o eski Ramazanları?
Geçmişte iftar sofraları zenginliğiyle göz kamaştırırdı. Sofralarda birbirinden leziz, çeşit çeşit yemekler olurdu. Konu komşunun ikramları da sofraya zenginlik katardı.. Birbirinden lezzetli yemeklerin hangisini yiyeceğimizi bilemezdik. Ev halkının önce gözü, sonra midesi doyardı. Öyle böyle değil çatlayana kadar yemek yenir, üstüne muhakkak tatlı ikram edilir, finalde ise sıcacık çaylar yudumlanır, sohbetler başlardı.
Sahur vaktinde de durum farklı değildi. Ağır yemekler tercih edilmez, genelde kahvaltı tarzı hafif yiyeceklerle yeni günün orucu karşılanırdı. Ama sahur sofraları da tıpkı iftar sofraları gibi bol çeşit ve zengin olurdu.
Eski Ramazanlardaki iftar saatleri hemen hemen her hanede aynı telaş, mutluluk ve birliktelikle geçerdi.
Bakınız, ister istemez eski günleri yâd ediyor, özlemle anıyorum.
Ne yapayım elimde değil.
Peki, ya şimdi…
***
Günümüzde Ramazan Ayı’nın eski heyecanı ve bereketinin kalmadığı apaçık ortada. Döviz kurunun azgınlığı, yüksek enflasyon hayat pahalılığını doğal olarak tetikliyor. Çarşı pazarda, her şeyin ateş pahası olduğu şu dönemde, üstüne Ramazan Ayı’nın gelmesi fırsatçıların ekmeğine bal kaymak oldu.
Fırsatçılar; yani bizler, yani halkımız…
Anasına-babasına kazık atandan, 10 para için en yakınını satana kadar insanlık iyice çığırından çıktı.
Biz birbirimize acımıyoruz ki, eloğlu acısın!
Mutfakta enflasyon kontrolden çıkarken, dar gelirli aileler için iftar sofraları daha da lüks hale geldi.
Millet bu haldeyken bir de iftarda, sahurda neler yememiz gerektiğini, nasıl beslenmemiz gerektiğini söyleyen ‘uzmanlar!’ yok mu?
İşte ben bunlara gıcığım!
Şimdi bana, ‘Herkes işini yapıyor, ne istiyorsun uzmanlardan?’ diyebilirsiniz.
Hayır efendim…
Bu kadar yokluk çeken, kıt kanaat geçinen vatandaşa dengeli ve sağlıklı beslenme adı altında, ‘Et-tavuk-balık, sucuk-salam-sosis, bal-kaymak-reçel, yumurta-peynir-zeytin’ gibi gıdaları tüketmemiz gerektiğini emreden uzmanlardan nedir çektiğimiz!
Yok kardeşim yok!
Millette bunları alacak para yok, para!
***
Ana haberlerin sonunda ekranlara yansıyan, gazetelerin magazin sayfalarında yer alan, sosyal medyada reklam yapan uzmanlara sesleniyorum;
İnsanlarda para olsa tavsiyelerinize, akıl vermelerinize gerek duymadan ne yiyip ne içeceğini, nasıl besleneceğini zaten bilir.
Yani uzmanına sormaya gerek yok.
Yeter ki para olsun…
Gerçi bunlar sizin, bizim gibi normal vatandaşa akıl vermiyorlar ya,
Neyse…
Hayırlı Ramazanlar…