Evet! Türk Milletinin bütün unsurlarıyla verdiği olağanüstü mücadele ile kurulan, Türk Milletinin son silkinmesi olan, adı Türk(iye) olan, kurucu iradesinin soyadının (Ata)Türk olduğu bu ülkede Türk Milliyetçisi nasıl olmayacağım?
Evet! Türk Milletinin bütün unsurlarıyla verdiği olağanüstü mücadele ile kurulan, Türk Milletinin son silkinmesi olan, adı Türk(iye) olan, kurucu iradesinin soyadının (Ata)Türk olduğu bu ülkede Türk Milliyetçisi nasıl olmayacağım?
Bu ülkede “Milliyetçi görüş paylaşmış” diye etiketlenerek bir insan nasıl göz altına alınabilir ve sonra da tutuklanabilir? Bu akla, mantığa sığabilir mi?
Hem de neden Milliyetçi paylaşım yapmış o insan biliyor musunuz: (Türk olmayan, bu benim ısrarla yaptığım ifade) Suriyelilerin memleketlerine gitmesi gerektiğini ileri sürerek!
Allahallah!
Buna nasıl inanılır yahu! Akıl alır bir durum mu? Şaşkınlık ve hayretler içerisinde kalıyor insan.
Bunun bir örnek olduğunu anlayalım. Yani, bunun yeni bir Tepki Testi olduğunu anlayalım. Bugüne kadar yapılan bir çok Tepki Testi gibi bu da denenmektedir. Yoksa bu yaşanan olay, hukuka sığacak bir olay değildir.
Her şeyden önce bir hukukçunun ortaya koyabileceği bir durum değildir. Çünkü Anayasanın 2. Maddesinde Anayasanın Başlangıç İlkelerine atıf vardır. Yani bu İlkeler Anayasanın omurgasıdır. Bakın bu İlkeleri yazıyorum:
“Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman ATATÜRK’ün belirlediği milliyetçilik anlayışını ve O’nun inkilâp ve ilkeleri doğrultusunda, Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet seviyesine ulaşma azmi yönünde; Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere.
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”
Bu Anayasaya göre, “Milliyetçi paylaşım” yapmak suç mudur? Yoksa bu paylaşımı suçlamak mı suçtur?
Bu konu hukuk içerisinde ele alınacak bir konu değildir. Başka türlü değerlendirmek gerektir.
Gelelim diğer bir konuya…
Elleri kırılası İsraillilerin Filistine yaptıklarına aklı başında herkes üzülüyor, sinirleniyor ve bu konuda sayfalar dolusu yazılar da yazıyoruz da, Türk Polisini taşlamak ne yahu! Böyle bir durum nasıl olabilir? Bu olay kabul edilebilir bir olay değildir. Türk Polisine görevi başında taş atanlar, bu taşları Gazze’de İsrail askerlerine atmalıdırlar. Polislerimize geçmiş olsun diyorum. Umarım böyle bir durum bir daha gerçekleşmez.
Polisimiz, Türk Polisidir. Elbette Türkiye Cumhuriyeti Polisidir. Türk Polis Teşkilâtının kuruluşu 1845 yılıdır. Dolayısıyla, bu güzide kurumumuz Osmanlı Devletimizden devraldığımız çok önemli kurumlarımızdan birisidir. Saltanatı, Halifeliği, Medreseleri, Tekke ve Zaviyeleri, Hıristiyan Misyoner Okullarını, Düyun-u Umumiyeyi, Kapitülasyonları, Alfabeyi ve Türk Milletinin ayaklarına paranga olarak vurulmuş bütün diğer kurum, kuruluş ve engelleri kaldıran irade bazı kurum ve kuruluşları kaldırmamış, yenisini yerine koymamış ve kaldırmayı da hiç düşünmemiştir. İşte bu kurumlardan bir tanesi de Türk Polis Teşkilâtımızdır. Cumhuriyeti kuran irade Osmanlı Devletini temelden yok sayarak kurmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı Devletinin bir çok konuda devamı olarak kurulmuştur ki o göstergelerden birisi de işte Türk Polis Teşkilâtıdır.
Bir parantez içi bilgi daha verirsek konu daha iyi anlaşılır. Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi Milattan Önce 209 yılıdır. Yani, Metehanın kurduğu ordu, bugün bizim Kara Kuvvetlerimizin kuruluş tarihidir. Aynı şekilde, Hava Kuvvetlerinin, Jandarma Genel Komutanlığının, Türk Hava Kuvvetlerinin kuruluş tarihlerine bakınız. Bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin mensupları da Türk Askeridir.
Türk Polis Teşkilâtı konusunu neden yazdım biliyor musunuz?
Verilen bazı beyanatları gördüm ve iyi niyetli beyanatlar olduğunu biliyorum ama bu anlattığım gerçeklere göre de bilgilenmek ve yaşamak gerekir diye de düşünüyorum.
Tarih, sadece yaşanmışlık sırasını (kronoloji) bilmek değildir. Bununla birlikte, Felsefe yaparak Tarih, yararlı olur. Yani, asıl olan Tarih Felsefesidir.