Deniz, kum, güneş… Herkesin hayallerini, rüyalarını süsler, kim istemez tatile gitmeyi, kafa dinlemeyi, yılın stresini atmayı, çocuklarına tatil yaptırmayı. Ama ne yazık ki her şey istenildiğinde olmuyor.
Sadece bazı hayalleri rüyanda görüyorsun,
Asgari ücretle çalışan emektarımız, emekli maaşıyla geçinmeye çalışan emeklimize ancak şunu söyletebiliriz. Rüyalarda görüşürüz.
Suçlu kim? asgari ücretle geçinmeye çalışan mı, emekli maaşıyla geçinmeye çalışan mı, yoksa bizi yönetenler mi?
Türkiye’ye ekonomisini hepimiz biliyoruz, bu ekonomide de para kazananlarda var tabiki bu ekonomide, bu parayı kazananlar en konforlu tatili yapabiliyor.
Geriye kalan ve ekonominin darbesini yiyen kesimde, kredi kartına taksit, borç harç içinde ‘‘dünyaya bir kez geldik’’, bir tatili hak etmiyor muyuz? Şeklinde ileriyi fazla düşünmeden tatile gidiyor. Ne var ki tatil boyunca aklı hep kredi kartında ve harcanan önemli tutardaki paranın nasıl geri ödeneceğinde.
Hani güzel bir söz var, ‘’Tatlı tatlı yemenin acı acı çıkarması olur’’, tamda bunlar yaşamıyor.
Emekli maaşına yapılan zamdan sonra, emekli maaşının 12500 tl olması, asgari ücretin yılsonuna kadar 17 bin TL’de kalacak olması, dar gelirli ve yoksul halk kesimlerine vergi yükünün bindirilmesi sefaleti anlatmaya yeter hatta artar bile.
Köle gibi çalışıp yılda bir kere dahi ailecek tatil yüzü görülmeyen bir ülke de huzur, barış, mutluluk olmaz.
Sonuç olarak, konforlu tatile gidenler, borçla tatil yapanlar ve hiç tatil yüzü görmeyenler var.
Tatil yüzü görmeyen on milyonların, karın tokluğuna yaşayanların olduğu bu ülkede huzur ve mutluluk zor!