Tütünü, domatesi, patatesi Meksika ve Güney Amerika’dan Avrupa’ya getirenler, 1400’ün sonlarında ChristofColomb’un gemicileri. Tütünün tanınması, yayılması Fransa’nın Portekiz elçisi Jean Nicot’un bir türlü geçmeyen baş ağrısın, geçirmesinden sonra. Tütünün içindeki nikotin maddesi de, bu kişinin adını taşıyor.

Din adamları, krallar, padişahlar tütün kullanılmasını ve sigara içilmesini önlemek için, çok gayret sarf etmiş, ama başaramamışlar.

Tütün ve sigara kullanmaktan ötürü, dünyada her yıl dört milyon insan ölüyor. Türkiye’deki ölüm sayısı da, otuz bin.

Tedavi için harcanan para, kaybolan iş gücü, orman yangınları da, ülke ekonomisi için büyük bir kayıp.

Günümüzde, ülkemizdeki tütün ekim alanları çok azaldı. Oysa eskiden, tütün üretiminde dünya beşincisiydik. Bu da ekonomimiz için, büyük bir darbe oldu.

Gelişmiş, uygar ülkelerde sigara içenler, tütün kullananlar çok az. Ama geri kalmış, yada gelişmekte olan ülkelerde kullananlar, çok fazla ve kullanma yaşı da 13-14’lere düştü. Ülkemizdeki sayının, otuz milyon kadar olduğu tahmin ediliyor.

Neden ve nasıl sigaraya başlanır? Özenti, merak, arkadaş ortamı, ortamdan kopmama, genç kız-delikanlı olduğunu ispat… İşin kötü yanı beğendiğimiz, hayran olduğumuz öğretmenlerin, doktorların ve bazı artistlerin de sigara kullanışları.

Sigarada sağlığa zararlı dört bin kadar madde var. Bağımlılık yapması da, büyük bir tehlike ve de sorun.

Tütünün içindeki bağımlılık yapan nikotin, psiko-aktif bir madde. Beyni uyarır, kasları gevşetir, stresi azaltır, öfkeyi yatıştırır, kişi kendini diri ve uyanık hisseder. Ayrıca konsantrasyon, dikkat, öğrenme yetisi, problem çözme gücü de artar. Öte yandan, nabız süratlenir, iştah azalır.

Nikotin bağımlılığı; alkol-uyuşturucu bağımlılığı gibi, tedaviyi gerektiren ciddi bir bağımlılık. Ülkemizde, bu konuda uzmanlaşmış tedavi kurumları var.

Tütün ve sigarada bulunan karbon monoksit, kandaki oksijenin kullanılmasını önler, damarları daraltarak beyin-göz fonksiyonlarını bozar, kandaki kolesterolü artırır.

Tütündeki, sigaradaki nitroz aminler, polisiklikaromatik hidrokarbonlar kanser yapan birleşikler. Sigara dumanındaki diğer bazı elementler ağız boşluğunda, dilde, yemek borusunda, solunum yollarında tahribat yapar, gaz alışverişini bozar. Bunların parçalanma ürünleri de safra kesesi, pankreas ve böbreklerde toplanır ve bu organlara zarar verir.

Tütün-sigara kanser yapmakla kalmaz, vücudun başka yerindeki kanserlerin gelişmesini de hızlandırır. Akciğer, gırtlak ve ağız içi kanserlerinde önemli bir nedendir sigara. Ayrıca, sigara kullananlarda prostat, mesane, over (yumurtalık), rahim ağzı ve böbrek kanserleri daha fazla görülüyor.

Hamile kadınlarda ölü doğum, erken doğum, düşükler daha fazla. Bu yüzden hamilelik sırasında, sigara içilmemeli. Ayrıca sigara kullananlarda erkenden adetten kesilme oranı yüksek. Bu da kemik erimelerine, kırıklara, damar tıkanıklarına neden olmakta.

Devamlı sigara içenlerde bronşit-amfizem gibi kronik akciğer hastalıkları, mide ülseri, beyin damarlarında tıkanma ve kanamalar,,. Sigara içme süresi uzadıkça, bu kompilikasyonlar çoğalıyor. Sigara içenlerin içmeyenlere nazaran, on yıl daha fazla yaşadığını gösteren istatistikler var.

Sigara içenler çevrelerini de zehirler, yakınındakini pasif içici yapar. Uçakta, otobüslerde ve kapalı alanlarda sigara içmenin yasaklanması çok yararlı oldu.

Tüm olumlu propagandalara rağmen filtreli, mentollü sigaralar, purolar, pipolar, nargileler sağlığa çok zararlı.

Sigara ve tütün bu kadar zararlı ve öldürücü olduğu halde, neden uyuşturucular gibi yasaklanmıyor. Çünkü bunların arkasında, uluslararası büyük sermaye grupları var.