Şehrin merkezinde yer almasına rağmen dar sokakları, bitişik nizam eski yapıları ve yetersiz sosyal donatı alanlarıyla dikkat çeken bu mahalleler, uzun süredir kentsel dönüşüm planlarının merkezinde yer alıyordu. Ancak kağıt üzerinde hazırlanan projeler, sahadaki ekonomik gerçeklere çarparak durma noktasına geldi. Vatandaşlar her an yaşanabilecek olası bir depremin korkusunu iliklerine kadar hissederken, mahallelerin kaderi belirsizliğini koruyor.
Artan İnşaat Maliyetleri Süreci Tıkadı
Kentsel dönüşüm sürecinin önündeki en büyük engelin astronomik oranlarda artan inşaat ve malzeme maliyetleri olduğu belirtiliyor. Geçmiş yıllarda müteahhitler ile arsa sahipleri arasında kolayca sağlanan kat karşılığı anlaşmalar, günümüz ekonomik koşullarında neredeyse imkansız hale geldi.
Müteahhit firmalar, inşaat maliyetlerini kurtarabilmek için vatandaşlardan yüksek oranlarda nakit farkı talep ederken; büyük çoğunluğu dar gelirli, işçi ve emekli kesimden oluşan mahalle sakinlerinin bu farkları ödeme gücü bulunmuyor. Bu ekonomik çıkmaz, tarafları masadan uzaklaştırırken kentsel dönüşüm sürecini tam anlamıyla bir kördüğüme çeviriyor.
Vatandaşlar: "Tabut Evlerde Sıramızı Bekliyoruz"
Mahalle sakinleri, yıllardır sadece seçim dönemlerinde hatırlanmaktan şikayetçi. Özellikle kış aylarında altyapı sorunlarıyla, yazın ise dar sokakların yarattığı hava sirkülasyonu eksikliğiyle boğuşan bölge halkı, en çok da binaların yapısal güvenliğinden endişe duyuyor.
Duvarlarında derin çatlaklar oluşan, kolonlarındaki demirleri paslanan evlerde oturmak zorunda kalan vatandaşlar, durumu şu sözlerle özetliyor: "Evlerimizin durumu ortada, en ufak sarsıntıda beşik gibi sallanıyoruz. Müteahhitler kar edemeyeceği için bölgemize girmiyor, kendi bütçemizle evimizi yenilememiz ise hayal. Adeta tabut evlerde çaresizce bekliyoruz."
Çözüm İçin "Yerinde ve Destekli Dönüşüm" Şart
Şehir plancıları ve emlak uzmanları, Seyhan'ın bu tarihi kördüğümden kurtulması için parsel bazlı, bireysel anlaşmalara dayalı sistemin terk edilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlara göre atılması gereken acil adımlar şunlar:
-
Bütüncül Planlama: Mahallelerin ada bazlı, geniş çaplı bir imar revizyonundan geçirilmesi.
-
Devlet Sübvansiyonu: Dar gelirli vatandaşların borçlanma yükünü hafifletecek, uzun vadeli ve sıfır faizli kentsel dönüşüm kredilerinin devreye sokulması.
-
Yerel Yönetim İnisiyatifi: Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin sürece sadece onay mercii olarak değil, garantör ve aktif uygulayıcı (kendi inşaat şirketleri vasıtasıyla) olarak dahil olması.
Seyhan'ın kalbinde kanayan bir yara haline gelen bu mahallelerde kentsel dönüşümün rant odaklı değil, insan hayatını ve kamu yararını merkeze alan bir devlet politikasıyla çözülmesi kentin geleceği için artık bir tercih değil, zorunluluktur.





