Projenin Adana’nın kentsel dokusu, kamusal alanları ve kent içi ulaşım sistemiyle bütüncül ele alınması gerektiğini belirten Söğüt, "Hızlı tren kentler arasındaki mesafeyi kısaltırken kent içindeki kopuklukları artırmamalıdır" dedi.
"Plan Kararları Parsellerle Sınırlı Tutulamaz"
Adana Büyükşehir Belediye Meclisinin 14 Eylül 2026 tarihli kararıyla onaylanan ve 30 Eylül’de askıya çıkarılan Seyhan ilçesindeki 1.250 hektarlık 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonuna değinen Söğüt, bu ölçekteki kararların yalnızca parsel bazlı değerlendirilemeyeceğini söyledi. Projenin etkilerinin Seyhan ile sınırlandırılmaması gerektiğini belirten Söğüt; Yüreğir, Sarıçam ve Ceyhan ilçelerinin de yerleşim alanları, tarımsal bölgeleri ve ulaşım bağlantılarıyla birlikte ortak bir kent sistemi olarak ele alınmasını istedi.

Yaya, Bisiklet ve Engelsiz Ulaşım Güvence Altına Alınmalı
Demiryolu güzergâhlarının kent içinde yeni fiziksel ve sosyal engeller yaratmaması gerektiğinin altını çizen Söğüt, hemzemin geçitler ile alt-üst geçitlerin yetersiz kalmasının vatandaşların günlük hareketliliğini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Yaya ve bisiklet bağlantılarının kesintisiz sürdürülmesi, engelli bireylerin bağımsız hareket etmesi ve sağlık, eğitim gibi kamusal hizmetlere erişimin korunması gerektiğini vurgulayan Söğüt, istasyonların ise belediye otobüsleri, raylı sistemler ve yaya ağlarıyla güçlü bir şekilde entegre edilmesi gerektiğini ifade etti.
"AUAP 2035 ile İlişkisi Açıkça Ortaya Konulmalı"
Yüksek standartlı demiryolu hattının Adana Ulaşım Ana Planı (AUAP 2035) ile ilişkisinin şeffaf bir şekilde ortaya konulmasını isteyen Söğüt, inşaat sürecinde oluşabilecek gürültü, toz ve trafik sorunlarına karşı da önlem alınması çağrısında bulundu. Söğüt, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Adana’nın ihtiyacı, ulaşım altyapısını kent hakkı, kamusal yarar, çevresel duyarlılık ve yaşam kalitesiyle bütünleştiren bir planlama anlayışıdır. Hızlı tren projesi kenti bölmek yerine kentsel bütünlüğü güçlendirmeli; bugünün ulaşım ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların yaşam alanlarını da gözetmelidir."




