Ani alınan erken seçim kararının şoku çabuk atlatıldı. Kimse bu kadar erken bir tarih beklemiyordu… Ama olan oldu ve TBMM’DEN seçimlerin 24 Haziranda yapılmasına ilişkin karar çıktı. Vatana millete hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun diyelim…

Erken seçim kararı ile birlikte, çalışmalar da başladı. Partiler olanca hızıyla önce Cumhurbaşkanı adaylarını belirlediler, sonra da Milletvekilliği için aday adaylığı sürecini başlattılar. Yanılmıyorsam, 21 Mayıs Pazartesi günü, tüm illerin aday adayları, eleme usulü yapılacak değerlendirmeler sonucunda, aday adaylığından, aday konumuna dönüştürülecek.

Böylelikle partilerin milletvekili aday listeleri de belirlenmiş olacak.

Bu arada partilerin hummalı bir vaziyette çalışmalarının yanı sıra, anket şirketleri, TV ler deki açık oturumlar, medya da yer alan haber ve yorumlar da, tüm hızıyla devam ediyor. Ortalık toz duman vaziyetinde…Eh, haliyle, konu seçim olunca, her türlü atraksiyonda gündeme geliyor. Hani derler ya; duy da inanma. Bu da aynen öyle işte… Her anket firması kendine göre bir araştırma sonucu yayımlıyor. Maksat, kafaları karıştırmak mı, gerçeğin peşinde koşmak mı bilinmez. Gün geçmiyor ki, farklı farklı oy oranları ile karşılaşmayalım…

Canım Anadolu’nun fevkalâde güzel ve anlam yüklü deyişleri, sözleri vardır.

‘’Kimse ayranım ekşide, cacığım kıllı’’ demez sözü, bu seçim anketlerine, ’CUK’ diye oturuyor.

Oysa daha seçim gününe 42-43 gün var. Bu köprünün altından, daha çok sular geçer… Acele etmemek lâzım. Anketler ne zaman inandırıcı olur dersiniz? Seçime 2-3 gün kala derim.

Oysa Türk siyasetinin ve Türk seçmenin ne kadar oynak bir zeminde yürüdüğü geçmiş seçim dönemlerinde görüldü. Kimse favori değil. Kimsenin oyu çantada keklik değil.

Son ana kadar kim daha çok çalışır, kim daha çok seçmene ulaşır, kim daha çok kendini iyi anlatır, kim daha çok halkın ve ülkenin geleceğine yönelik iyi proje sunar, kim demokrasiyi daha iyi savunur, bilin ki o parti, o lider, rakiplerinden başarılı olur.

Kaldı ki, seçimleri kazanmanız için,potansiyel destek tek başına yeterli değil. Aynı zamanda içinde yarıştığınız sistemin işleyişini de göz önüne alarakbir kampanya örgütlemeniz gerekiyor.
Örneğin;Trump, ABD başkanlık seçimlerinde Hillary Clinton'dan dahaaz oy almasına karşın, seçim sistemini akıllıca kullanarak kazandı.
Bizdeki siyasi aktörler de, 24 Haziran seçimleri öncesi bu bağlamda bir takım taktikler deniyorlar.
Örneğin muhalefet cephesi, Gül'ünortak adaylığı formülünü hayata geçiremeyince ve güçlü başka bir aday da bulamayınca, ilk tura mümkün olduğuncaçok adayla girme hedefine yöneldi.
Böylelikle, seçmenin son tahlilde tercih edeceği güçlü rakiplerinin ilk turda işi bitirmesini engelleyeceklerinidüşünüyorlar. İkinci turdan umutlarıise, gücünü sorgulattıkları rakiplerininyenilebileceğine dair algının, dalga halinde seçmene hissettirilmesi.
Muhalefetin taktiği tutar mı tutmaz mı göreceğiz. Ancak kendi içinde birmantığı olduğu ortada.

Bir de iktidar kanadına bakalım…
Son günlerde iktidar çevrelerinde sık sık dillendirilen ve dün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da değindiği bir "taktik" var ki, akıllara zarar.
Siz de duymuşsunuzdur, "Cumhurbaşkanlığı'nda Erdoğan'a,milletvekili seçimlerinde başkapartiye oy verelim" taktiğinden söz ediyoruz.
Bu reflekse gerekçe olaraksa, Erdoğan'ın partiden uzak olduğu Cumhurbaşkanlığı döneminde, AK Parti'de yaşanan "sallantılar" gösteriliyor. Seçmenin partiye "kendine gel" uyarısı yapması gerektiği belirtiliyor.
Ne var ki yöntemin, yeni sistemde desteklenen adaya da, partisine de ülkeye de bir faydası olmayacağı ortada.
Zira taktiğin tutması, seçilerek icracı bir pozisyona yükselecek olan cumhurbaşkanınönünün parlamentoda kesilmesindenbaşka bir sonuç doğurmaz...
Hızlanması öngörülen sistemin, en ufak bir icraat önerisinde kilitlenmesine neden olur...
Kısacası denge değil köstek vazifesi görür.

İşin asıl garip olan yanı ise, "Erdoğan'la AK Parti'ninayrıştırılması"olarak tarif edebileceğimiz bu aklın sahipleri, muhalefetten değil... Bizzat, Erdoğan taraftarı olduğunusöyleyenler.
Öyle ya, seçmen Erdoğan'ın partisinden ayrı tutulma çabalarının doruk yaptığı,7 Haziran sürecinin neler getirdiğini ve götürdüğünü gördü. Yeniden terör ve darbeyle geçen o karanlık günleri vaat eden bir kısım AKPartilinin çoktan muhalefete geçtiğinin de farkında.
Dolayısıyla, aklı başında bir AK Partilinin, hareketin bekası için böyle bir öneride bulunması düşünülemez.! En azından Anadolu seçmeni bunu yemez diye düşünmekteyim.

SON SÖZ: ‘’ GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR’’