5ocakgazetesi.com

ABB'den Kadeş Barış Yolu'nda Tarihi İlk Deneme Yürüyüşü ve Doğayla Buluşma Zirvesi
ABB'den Kadeş Barış Yolu'nda Tarihi İlk Deneme Yürüyüşü ve Doğayla Buluşma Zirvesi
İçeriği Görüntüle

Bölgedeki kirliliğin vahametini gözler önüne seren ölçüm sonuçlarına göre, kanaldaki suyun rengi olması gereken sınır değerlerden tam 32 kat daha kirli bir seviyede bulunuyor. İletkenlik sınır değerinin maksimum 1000 µS/cm olması gerekirken ölçülen 1258 µS/cm'lik seviye kirliliğin boyutunu destekliyor. Suda yaşam için en kritik göstergelerden biri olan çözünmüş oksijen miktarı 6 mg/L olması gerekirken sadece 0,32 mg/L olarak ölçüldü; bu durum suyun sınır değerden 19 kat daha oksijensiz kaldığını kanıtlıyor.

Kimyasal verilerdeki artış da endişe verici boyutlarda seyrediyor. Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) 50 mg/L'den düşük olması beklenirken 788 mg/L seviyesine çıkarak sınır değerden 16 kat daha kirli çıktı. Toplam fosfor oranı 0,2 mg/L olması gerekirken 3,6 mg/L ile sınırı 18'e, toplam sülfür oranı ise 5 mg/L'den küçük olması gerekirken 20 mg/L olarak tespit edilerek sınır değerleri 4'e katladı. Toplam katı madde (TKM), askıda katı madde (AKM) ve biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ) gibi diğer kritik değerlerin ise laboratuvar çalışmaları sonucunda netleşeceği ifade edildi.

H Pbe Nhl Ww A Ec2Qy

Plastik Geri Dönüşüm Tesisleri Tarım Topraklarını Zehirliyor

Prof. Dr. Öztürk, neredeyse sıfır düzeyindeki çözünmüş oksijene ve çok yüksek KOİ değerlerine sahip bu suların mikroplastik ile nanoplastik barındırdığına dikkat çekti. Çevredeki tarım arazilerinin bu sularla sulanmasını büyük bir tehlike olarak nitelendiren Öztürk, kirliliğin kaynağına da işaret etti. Özellikle plastik geri dönüşüm tesislerinin ileri kademede arıtılmamış atık sularını sulama kanallarına deşarj etmesinin, bu görünmez kirliliğin tarlalara taşınmasındaki en büyük etken olduğu belirtildi.

Besin Zinciri Yoluyla İnsan Sağlığına Doğrudan Tehdit

Mikroplastik içeren sularla yapılan tarımsal sulamanın yaratacağı ekolojik ve biyolojik tahribat, sadece su kalitesiyle sınırlı kalmıyor. Bu durum, toprağın su tutma kapasitesini, mikroorganizma dengesini ve havalandırma özelliklerini olumsuz etkileyerek ciddi bir toprak kirliliğine neden oluyor. Bitkilerin kökleri aracılığıyla topraktaki mikroplastikleri bünyelerine alması ise tehlikenin boyutunu daha da büyütüyor; zira bu zehirli maddeler besin zinciri yoluyla doğrudan insan sağlığını tehdit ediyor. Ayrıca, sulama sularıyla tarlalara yayılan ve nehirler vasıtasıyla denizlere kadar ulaşan mikroplastiklerin, sucul ekosistemlerde fotosentezi engelleyerek deniz canlılarının yaşamını tehlikeye attığı uyarısı yapıldı.

Muhabir: Yücel Bayluk