Müslüman ülkelerde durum bunun zıddıdır: 100 kişiden sadece 40’ı okuma-yazma bilir ve herkesin okuryazar olduğu bir tek Müslüman ülke bulunmamaktadır! Bunların %50’si ilkokul mezundur ve sadece %2’si üniversiteyi bitirmiştir.
BİLİM İNSANLARININ ORANLARI DA ÇOK DÜŞÜK!
ABD’de toplam bilim insanı sayısı 4.000, Japonya’da 5.000’dir. 57 Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim adamı sayısı ise sadece 230 kişidir. (Akademisyenlerin hepsi bilim insanı değildir. Bilim insanı demek, pozitif bilimlerle aktif olarak uğraşan kişi demektir.) Ve her 1 milyon Müslüman kişiye sadece 1 bilim insanı düşmektedir.
Teknisyenler bakımından Müslüman çoğunluklu Arap ülkelerdeki durum daha da kötüdür: Her 1 milyon Müslüman Arap nüfus içinde 50 teknisyen bulunmaktadır. Hıristiyan dünyasında ise her bir milyon kişi içinde 1000 teknisyen bulunmaktadır.
NEDEN?..
Yanıt:
Kalitesiz-ezberci eğitim ve ARGE’ye (araştırma geliştirmeye) İnovasyona yeterli kaynak ayrılmaması…
Çünkü Müslümanlar, gayri safi milli gelirin yalnızca % 0,2’sini araştırma-geliştirme bütçesi olarak ayırıyor.
Buna karşın Hıristiyan dünyası araştırma-geliştirmeye % 5 oranında, yani 25 kat daha fazla fon ayırmaktadır.
SONUÇ:
İslam dünyası yeni bilgi üretebilecek kapasiteden, icat bulmadan yoksundur.
Ayrıca, dünyanın ürettiği bilgiyi, kendi halklarına öğretmekte de başarısızdır.
Bunun kanıtı ise, ileri teknoloji (katma değeri yüksek ürün) ürünlerinin ihracat payı, rakamlarında saklıdır:
Pakistan’ın ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran %1’dir. Suudi Arabistan, Kuveyt, Fas ve Cezayir’in ise % 0,3’tür.TUİK verilerine göre TÜRKİYE’de bu oran; % 2-3 arasındadır…
Hristiyan Singapur’da ise, bu oran % 58′dir.
Gelecek, şüphesiz ki, bilgi temelli toplumların olacaktır
İlginçtir, Müslüman 57 ülkenin gayri safi milli hâsılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır. Buna karşın 330 milyonluk ABD tek başına 21 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretmekte; Çin 14 trilyon dolar,
Japonya 5.8 trilyon dolar ve Almanya 4,6 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır. (Satın alma gücü eşitlenerek hesaplama yapılmıştır.)
Mal ve hizmet üretimi
İspanya’da 1,6 trilyon doların üzerindedir. Katolik Polonya 689 milyar dolarlık mal ve hizmet üretimi gerçekleşmektedir. Budist Tayland 745 milyar dolar değerinde mal ve hizmet üretimi yapmaktadır.
İşin daha acıklı tarafı ise şudur: İslam Dünyasının gayri safi milli hâsılasının tüm dünya gayri safi milli hâsılası içindeki oranı hızla azalmaktadır.
O halde, Müslümanlar neden bu kadar güçsüzdür?
Cevap:
Eğitim Yoksunluğu. Tam anlamıyla söylersek; kaliteli, donanımlı ve çağdaş eğitim yoksunluğu.
Çok kesin biçimde söylersek; akılcı olmayan, ezberci, teslimiyetçi, din eksenli ve çağdışı eğitim…
Dr. Faruk Saleem – İslamabat, Young Pakistan
Evet, tespitlerini bu şekilde sunan Dr. Faruk Saleem’e katılırsınız, ya da katılmazsınız, ancak ortada bir realite var. Bunu görmezden gelmek mümkün değil. Acı da olsa, bu gerçeği kabul etmek zorundayız… Teknolojide aşama kaydetmiş gelişme göstermiş, dünya ülkeleri arasında söz sahibi olmuş, Türkiye’de dahil, bir tane Müslüman ülke gösteremezsiniz….Dr. Saleem’inde belirttiği gibi, bunun en temel nedeni başta eğitim, sonrada AR-GE ve İnovasyon alanına yeterli bütçe ayırmamak…Şimdi diyeceksiniz ki, bu nedenler bilinmiyor mu? Elbette ki biliniyor… Önemli olan meseleyi bilmek değil, hem meseleyi bileceksin, hem de çözüm bulacaksın. İş te Müslümanların açmazı da, çözüm noktasında başlıyor. Gelişmiş ülkelerde, insanlar, siyasiler, ülkeyi yönetenler, KENTİ için değil, KENDİ için çalışma eğiliminde oluyor.
Biz değil, ben merkezli davranışlar ön plana çıkıyor. Bunun dışında, demokrasi, insan hakları, gelir dağılımındaki dengesizlik gibi pek çok faktör rol oynuyor. Kısacası SİSTEM sorunu, her alanda, sorun oluyor. Oysa batı ya da gelişmiş ülkeler, tüm bu sorunları çözmüş ve bir sisteme bağlamıştır…İslam dünyası, bunu başardığı zaman, Yahudilerin başardığını, başaracaktır…
SON SÖZ:’’ UYGARLIK, EĞİTİMLE YIKIM ARASINDAKİ YARIŞTIR. < H.G.Wella>