Son zamanlarda sokak hayvanlarına karşı, gözle görülür biçimde hunharca eziyet edildiğine

şahit olmaktayız. Arabaya bağlayıp sürükleyen mi dersiniz, sopayla döven mi dersiniz, tekmeleyen, rastgele vuran mı dersiniz, bıçaklayıp öldüren, bıçakla kulağını, kuyruğunu kesen mi dersiniz? Ne derseniz deyin, bunun hoş görülecek bir yanı yoktur. Yüce yaratıcı, her canlıyı bir amaç için yaratmış. Her canlıya da yaşam hakkı tanımıştır. İnsanların ne kadar yaşam hakkı varsa, hayvanlarında ha keza aynı şekilde yaşam hakkı vardır. Bilhassa evcil hayvanların yaşamı, biz insanlar için daha da önemlidir.

Kaldı ki, İslam dinine mensup bir milletiz. Peygamber efendimizin hayvanlara yaklaşımı malum.

Mescide namaza giderken sokakta karşılaştığı köpekleri, nasıl sevip okşadığı bilinmektedir.

Hal böyle iken, hala hayvanlara akla hayale gelmedik eziyetlerini nasıl açıklamalıyız?

Sakarya’da ayakları ve kuyruğu kesilen yavru köpek, yürekleri sızlattı, vicdanları kanattı. Aslında insanların, ne kadar kötü ve cani olabileceğinin somut kanıtıdır. Bu davranış psikopatça olmakla birlikte sadist ve sosyopat bir topluma dönüşümün de bir işareti sayılabilir mi? Neden sayılmasın? Bu toplum, Maraş'ı, Çorum’u, Madımak ve Ankara katliamlarını yaşamadı mı? Toplum olarak ne kadar üzüldük ne dersler çıkardık? Empati yapabildik mi?

Ankara katliamı sonrası olay yerine bırakılan çiçekleri, tekmeleyenleri gördük. Onlar için orada ölen insanların hiçbir önemi yoktu. Ya da Soma’da ölen yüzlerce madencinin veya güneydoğuda ya da doğuda onar yirmişer ölen asker ve polisin. Çok öfkeli ve çok sinirliydiler. Neye kime karşıydı bu sinir bu öfkeleri. Ne zaman bu kadar acımasız bu kadar dengesiz oldular?

Gezi olaylarında bile bir dengesiz eline pala alarak insanları kovalamadı mı? Bu tıynette kişiler yapacakları haltı, ya kimse görmeden gizlice korkakça, ya da birkaç kişi birlikteyken kalabalık olduklarında cesurca yapabilirler.

Kanunda insan haricindeki hayvan ve diğer canlılara karşı işlenen suçlara sadece para cezası var. Parayı ödeyen her istediğini yapabiliyor. Düşündünüz mü Suriye’de, Irak’ta IŞİD bayrağı altında dünyanın her tarafından gelen psikopat sadistler, neden birleşti? Bu güruhun içerisinde gayet kültürlü eğitimli insanlar vardı. Neden bu coğrafyaya, kanın ateşin gözyaşının merkezine gittiler?Çünkü; orada kuralları ve yaptırımı cezası olmayan bir çatışma oluyordu. Bu psikopatlar oraya insan öldürmenin nasıl bir şey olduğunu anlayabilmek adına gittiler. Öldürdüler, öldürdükçe daha çok öldürmek istediler bu işten bir zevk ve haz aldılar. Palalarla, kılıçlarla yüzlerce insanın kafasını kestiler, öldürdüler…

Savaş ortamı deyip dünya olanları görmezden geldi, kimse de yakalanıp cezalandırılmadı. Yaptıkları işledikleri akıllara durgunluk verecek suçlardan böylelikle kurtuluverdiler. Bugün bu psikopatlar sadistler neredeler? Merak etmeyin kalabalıkça ve sayıca fazlaca bir kesim bizim ülkemizde. Buradaki koşulların elverişli hale gelmesini sabırla bekliyorlar.

Bu ülkede, bundan 25-30 yıl önce hayvanlara bu kadar eziyet edilir, sadistçe davranılabilir miydi? Hayır, ama toplumun genetiğini öyle bir bozdular ki, toplum dengesini yitirdi. Artık ne kadına, ne çocuğa, ne hayvanlara, ne de birbirine özen ihtimam, saygı gösteren bir toplum yok. Tam aksi kavgacı, çatışmacı, sadist ve psikopat bir toplum var. Son zamanlarda kaçırılan 3-5 yaş grubu çocukları, yine öldürülen çocuklarımız gittikçe artmaktadır. Gün geçmiyor ki Gazetelerden, TV haber bültenlerinden, küçük bir kızın, küçük bir erkek çocuğunun kaçırıldığını ya da öldürüldüğünü öğrenmeyelim… Her gün her gün bu haberler gündemi işgal ediyor. Peki ama neden? Bunca sapkınlık neden?

Bunun da temel nedeni, Sevgiyi kaybetmemizdir. Sevginin, hoşgörünün, saygının ve adaletin olmadığı toplumlarda, her zaman bir kaos, her zaman kan ve gözyaşı olacaktır.

Canlıyı sevmeyen, (insan, hayvan, ağaç, bitki) bir şekilde her türden canlıya zarar verecektir. Ama dolaylı, ama dolaysız.

SON SÖZ:’’ KÖTÜLÜK EDEN KÖTÜLÜK BULUR.’’