Bir CHP’linin Cumhurbaşkanlığı Sarayında sayın Recep Tayyip Erdoğan’la görüştüğü iddiası, bir gazete yazarı tarafından ortaya atıldığıgünden bu tarafa, ortalık toz duman.

Günlerdir, ulusal ve uluslararası arenadaki çok önemli konular bir tarafa itildi, tüm medya, tüm kanallar, mecralar bu ziyarete odaklandı. Gazetelerde köşe yazarları bu konuyu yazıyor , TV’lerde ki açık oturumlar ve tartışma programları bu konuyu yorumluyor. Keza radyolar özel program yapıp, bu konuyu dile getiriyor. Velhasıl, temcit pilavı gibi hep aynı, hep aynı… Tank Palet Fabrikasının, Katara 50. Milyon dolar için, nasıl yönetim ve işletme haklarının devredildiği, zamlar, geçim sıkıntıları, İşsizlik, Yatırım ve üretim sorunlarımız, dövizdeki gelişmeler, Sur iyeye yapılan harekat, tüm devlet birimlerinde, ödeneksizlikten duran işler, Mülteciler sorunu, 4,5 milyon Suriyeli için, harcandığı beyan edilen 40 milyar dolar,Doğu Akdeniz de,Kıbrıs açıklarındaki petrol arama işleri, Irak’la ilişkiler, PYD,PKK,YPG,IŞİD ve ABD sorunları, Tarımdaki sorunlar gibi irili ufaklı pek çok sorun, bu ziyaret yüzünden rafta kaldı. Sanki Türkiye’nin başka sorunu yokmuş gibi…Tüm ülke, bu ziyarete kilitlendi… Bu da gösteriyor ki; büyük hayalleri, büyük hedefleri olmayan ülkenin, kısır çekişmelere nasıl kurban edildiği…

Ne sanayideki üretim yetersizliği, ne ihracatta ki, katma değerli, yüksek teknolojili ürün %’sinin, %2’yi geçmemesi,( OECD ülkelerinde, ortalama pay;%23 oranında) ne döviz açığımız ve ihtiyacımız, ne de hak hukuk, adalet konularındaki sıkıntılarımız, ne de komşularımız ve dünya siyasetindeki yalnızlığımız,( Bir zamanlar, birileri,’’ değerli yalnızlık’’ diyecek kadar, akıl dışı beyanlarda bulunuyordu, marifetmiş gibi.) gibi çok çok önemli konular, ilgisizleştiriliyor. Neticede, hiç biri ama hiç biri, bu ziyaretin ülke gündemini bu denli işgal etmesinin önüne geçemedi.

Bir Cumhurbaşkanı, bir partinin genel başkanı ya da milletvekilini davet edip görüşemez mi?

Görüşecekse gizlice mi görüşür ya da görüşmeli?

İktidar ve muhalefet, birbirini tamamlayan unsurlar değil mi?

Böyle bir görüşmede bir tarafın kazanıp, bir tarafın kaybetmesi mi gerekiyor?

Bundan sonra böyle bir görüşmeye cesaret eden olur mu bilmiyorum.!

Böyle bir şey olmadı da, birileri buna niyet ederken, başkaları bunun önünü almak için mi böyle bir şey yaptı? Böyle bir görüşme gerekli ise, bunun ille de Beştepe’de ve ille de sayın Cumhurbaşkanı ile yapılması şart mi’dur!? Başta türlü temaslar ve temas noktaları yok mudur?

Birileri siyasi gündemi bulandırmak için mi böyle yapıyor yoksa? Ya da, mesela Kılıçdaroğlu ya da yakın çevrelerinden birileri parti içi muhalefeti baskı altına almak için böyle bir iddia ortaya atmış olabilir mi? “Olağan şüpheliler” belli. Hem de bir taşla iki kuş vuracaklar. İddia o ki, Kılıçdaroğlu’nun parti içindeki bir kanadı, Erdoğan’la gizlice işbirliği yaparak partiyi pazarlık konusu yapıyor. Öte yandan; bu durum başkanın muhalefetteki bir parti içinde karışıklık çıkarmak için kumpas yaptığı iddiasını akıllara getiriyor.

AK Parti’deki gayri memnunların kendi partilerini kurma sürecinde yaşanan olaylara, tartışmanın üslubuna baktığımızda da durum ortada.

ABD ya da AB veya uluslararası örgütler hep öteden beri siyaseti manipüle etmek için her yolu denemişlerdir. Toplumsal hafıza “Milletvekili borsaları”, “Güneş motel” olayları ile maluldür.

Her zaman milletvekilleri parti değiştirebilir. Bölünmeler yaşanabilir. Yeni oluşumlar gündeme gelebilir. Bu iş ille de kavga ile mi olmak zorunda? Bastırılmış bir eleştiri sonucu ayrılıklar patlamaya sebep olabilir. Ayrılık sebebini izah ederken, aslında haklılıkları ve ayrılıklarının meşruiyet zeminini ifade etmek isteyeceklerdir. İşte o zaman bu durum çok can sıkıcı olabilmektedir. “Niye ayrıldın” diye sorulduğunda ayrılanın bir cevabı olmalı. Eğer bu “Kumar borcu”, “Tehdit ve şantaj kokan”, menfaat pazarlığına dayalı bir şey değilse, normal karşılanmalı.

Sonunda sandık kurulduğunda milletin hakemliğine gidilecek. O zaman kim kimdir, ya da kim bu tartışmalardan ne anladı belli olacak.

Bana kalırsa bu tartışmalar, millet için “asap bozucu” bir hal aldı. Taraflardan siyasete güven daha fazla kayboldu. Çünkü üslup çok kötü. Tartışmanın ciddiyeti ve iddialar vicdansızca.

Bu tartışmaları dışarıdan izleyenler ve bu tartışmaya, yangına körükle gidercesine, durumdan vazife çıkararak ilgili ilgisiz herkesi bu işe bulaştırarak, bu durumu fırsat bilip, bulanık suda balık avlamak isteyen birilerinin, iftira operasyonuna muhatap olmuş oldular.

Yarın devam edeceğiz…