Kadına şiddet durmuyor, hız kesmiyor…Gün geçmiyor ki yeni bir cinayet haberi, yeni bir şiddet haberine rastlamayalım… İşin garip tarafı, bu gibi haberler, medya da çok sık görünür oldu…Evliler, boşanmışlar, flörtler, sevgililer, bekarlar, öğrenciler, aile içi ilişkide ağabey ve kardeşler, töre cinayetleri…İlk anda aklıma gelenler… Detaylandırdığımız zaman, kim bilir daha ne çeşitleri görmek mümkün olur…!!! İster istemez, akla şöyle bir soru takılıyor; son yıllar da sık sık şahit olduğumuz bu şiddet haberleri, eskiden de bu yoğunlukta var mıydı? Yoksa, o dönemlerde iletişim kanalları bu kadar yaygın olmadığı için, kadına şiddet oluyordu da bizlerin mi haberi olmuyordu…!!! İşin bir diğer garip tarafı da; okur yazar oranı artıyor, eğitimli insan sayısı artıyor, şehirleşme ve nispeten, sosyal kültürel zenginlik artıyor, ama kadına şiddet, buna paralel azalmıyor… Demek ki, bu işe salt, eğitim, kültür açısından bakmak yeterli olmuyor… Şiddete teşebbüs etmenin nedenleri, çok tartışılan bir konu. Başta kadın dernekleri olmak üzere, Üniversitelerden, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına, kadar, bir çok kurum, sosyologlar, psikologlar, hukukçular, aile terapistleri gibi daha pek çok uzman, bu işe kafa yoruyor, araştırmalar, davranışlar, ruh sağlığı vb. gibi tüm veriler masaya yatırılıyor. Bilhassa TV oturumlarında, uzmanlar kadına şiddeti, enine boyuna tartışıyorlar… Gösterilen tüm çaba ve gayretlere rağmen, kadına şiddet devam ediyor. Hem de can yakıcı bir biçimde... Gelinen bu mertebe de, aile ve çocuk yetiştirme, tam anlamıyla mercek altına alınmalıdır. Sağlıklı nesiller yetiştiremedikçe, kadına şiddet azalmayacak gibi görünüyor.

Bu arada, yasal düzenlemelerde derde çare olmuyor…En son çıkarılan 6284 sayılı yasa bunun son örneğidir.

Kadını şiddetten koruma bahanesiyle çıkarılan fakat daha kötü bir erozyona yol açan 6284 sayılı kanunun eksik yüzü, TİHEK tarafından düzenlenen bir çalış tayda bir kez daha gözler önüne serildi.

Kadını şiddetten koruma bahanesiyle çıkarılan 6284 sayılı kanun, benzeri hukuki uygulamaların ailelerde yol açtığı erozyon, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) düzenlediği çalış tayda gözler önüne serildi. “Şiddetin Önlenmesi Çalış tayında konuşmacı olarak yer alan Aile Hakimi Vedat Yılmaz’a yöneltilen 6284 sayılı kanuna ilişkin soruya verilen cevap, salonda soğuk duş etkisi oluşturdu. Babalar ve Çocuklar Derneği Başkan Yardımcısı Ramazan Tan’ın dillendirdiği, “Kadın size dilekçe verdi ve ‘akşam sevgilimle yatacağım, kocam eve gelirse beni keser. Uzaklaştırma talep ediyorum’ dese ne karar verirsiniz?” sorusu 6284 sayılı kanunun iğrenç yüzünü gözler önüne serdi.

Hakim Yılmaz ise şiddetin önlenmesi için çıkarılan hukuki uygulamaların toplumda nasıl ahlaki erozyona sebep olduğunu, verdiği şu cevapla açığa çıkardı:

“Ben finansör sen organizatör!”

“Bizim adliyemizde adalet kart sistemimiz var, başta yoktu. O zaman 4320 sayılı kanun vardı (6284 ile) çok benzeşen bir yasa. Kapımı birisi açtı, geldi oturdu. ‘Hakim bey’ dedi, ‘Beni uzaklaştırdın evden. Bizim hanım dostunu evine aldı. Nafaka da bağladın, ben de finansör oldum. Sen de hukuki organizasyonu yaptın. Böyle bir eserimiz var, ne yapacağız’ dedi... Böyle bir yol açık!” Konuşmasının devamında ilginç bir şekilde 6284 sayılı kanunu savunan Hakim Yılmaz’ın, “6284 böyle bir şey, zararları var, tahribatları var fakat o akşam belki bir olayı önlüyoruz ivedi olarak. Yani önleyici bir şeyi var. Olmayan bir şeyin tablosunu çıkaramıyoruz, biz neyi önledik bilmiyoruz. Önlemiştir bir şeyler” şeklindeki sözleri dikkat çekti diyor medya haberi…

SON SÖZ: ‘’ SAĞLIKLI ve MUTLU AİLE, SAĞLIKLI ve MUTLU NESİLLER YETİŞTİRİR’’