Daha önceleri de olduğu gibi; geçtiğimiz yıl “çılgın proje” diye adlandırılan, Karadeniz ile Marmara denizini birbirine bağlamayı hedefleyen Kanal İstanbul’u yazmış (27 Temmuz 2017) ve köşe’nin sonunda demişim ki;

“Hatta, Haziran 2014'te Cemal Saydam ve 4 arkadaşı, Çılgın Proje Kanal İstanbul adında bir kitap yayınladı.

Bir süre bu konuda ses çıkmadı.

Sonra; R.Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu.

Yine bir süre ses çıkmadı.

Ama görülüyor ki, Erdoğan o “çılgın proje”den vaz geçmemiş.

Konumunun da çok güçlü olduğu şu günlerde “Kanal İstanbul projesini hayata geçireceğim” diyor.

Muhaliflerinden de bu konuda çok ciddi itirazlar gelmiyor.

Sanırım proje çalışmaları başladı.

Yakında bu konuda daha geniş bilgiler alırız…

“Kanal İstanbul” şahsen beni heyecanlandırıyor.

Ve merakla bekliyorum”

Prof.Dr. Veysel Ulusoy, geçtiğimiz gün medya’ya yaptığı bir açıklama ile konuyu tekrar gündeme taşıdı.

Dedi ki;

“Kanal İstanbul konusunda, bu güne kadar yapılan yatırımlarda, boyumuzu aşan bir mekanize yarattık.

Yapımızı çok aşan, milli gelirimize oranla çok fazla yatırım yaptığımızı herkes biliyor..Bence bu olumlu.

Bu garantili yatırım modeli nedeni ile özel sektör zora girebilir.

Kamu’nun zaten yatırımı yok. Kamu garantili özel sektör yatırımı var.

Zaten uzmanların önerisi de, yatırımları bir anda kesmek yerine kontrollü devam ettirmek”

Prof.Ulusoy, bazı konularda tasarrufa gidilerek de Kanal İstanbul’a finans yaratılabileceğini hatırlatıyor;

Mesela araç filosundan.

2018’de kamu kurumlarında kullanılan ara sayısı 210 bin 131 imiş.

Son 10 yıllık dönemde yüzde 32’lik artış olmuş.

Şu anda yüzde 50 gibi bir araç kısıtlamasına gidilebileceğini söylüyor.

Resmi verilere göre 2012-2018 arasında Cumhurbaşkanlığının ara sayısı yüze 237 artmış.

Bir de, devletin özel sektörden kiralamış olduğu araçlar var.

Bunlara da her ay binlerce avro kira ödeniyormuş.

Prof. Ulusoy “Bazı yöneticilerin altına verilen ve özel işlerde kullanılan araçlardan vaz geçilmeli” önerisinde de bulundu.

Yani; geçtiğimiz yıllarda “Çılgın Proje”diye adlandırılan “Kanal İstanbul”a muhalif olanların bazılarının itiraz şekli değişti.

“İstemezük” ten “tasarruf ederek yapalım”a dönüştü.