Nobel Ödüllü ünlü mucit Marconi’nin buluşlarından çok, icat etmiş olduğu bir cihazın ileride insanlığı tehdit edeceğini ve olası felaketlerin önüne geçmesini konu alan, yazımın ikinci bölümüyle kaldığımız yerden devam edelim.
MARCONİ 02.30’DA BAĞIRARAK YARDIMCILARINI UYANDIRMAYA KOŞTU:
“Dinleyin, dinleyin…” diyordu.
Masa üzerine bıraktığı kulaklıktan tiz sesler çıkmaktaydı:
“Onlar... Onlar… İşaretler Dünya’mızdan gelmiyor. Uzay sakinleri konuşuyorlar.
Beni deli sanmayın! Sesleri dinleyin. Ben ilk çağrıyı 1901’de yolladım. O zamandan beri uzaydan gelen her şeyi dinledim. S.O.S.’leri, şifreli telgrafları, insan seslerini, her şeyi dinledim. Parazitleri, Mors alfabesini, her türlü HERTZ dalgasını tanırım. Bu çeşit işaretleri hiç duymadım.”
Masadaki kulaklıktan bilinmeyen sesler çıkmaya devam ediyordu. Marconi’nin sekreteri Giovanni Feltrinvelli temkinli olmak istiyordu. Marconi haberi basına vermeye taraftardı.
***
SEKRETERİ KARŞI ÇIKIYORDU…
“Üstat, bunu yapamazsınız, buna kimse inanmayacak. Şöhretiniz yıkılacak. Size bağlı insanları, yardımınızla yaşayan işçileri düşünün…”
Buna rağmen büyük bilgin bu haberi dünyaya bildirmekten geri kalmadı.
Herkes onun aklını kaybettiğine inanmıştı. Marconi üzülmemişti, radyo dalgalarının yıldızlararası mesafeleri 21 santimetre dalga uzunluğu ve 1420 megasikl üzerinden aşabildiğini saptamış oluyordu. Daha sonra yıllarca Samanyolu’ndan gelen işaretleri dinledi, yardımcılarıyla işaretlerin çözümü için yıllarını verdi. Dünya henüz böyle gerçeklere hazır olmadığı için, bir daha hiçbir açıklamada bulunmadı. Marconi’nin radyo dalgaları üzerinde yaptığı en önemli buluş, micro-ond denilen kısa dalgalara dayanıyordu.
Marconi şöyle diyordu: “Kısa dalgaları 20 santimden aşağıya indirebilirsek yeni ufuklar açılacaktır. Bu dalgaları elde ettiğimiz zaman, bu dalgalar sayesinde, fare ve benzeri zararlıları tamamıyla yok edeceğiz.”
YOK ETTİĞİ BULUŞU; “ÖLÜM IŞINI”
1937 yılında İtalya’da Mussolini’nin liderliğinde, Kara Gömlekliler adıyla anılan Faşist Partisi iktidara geçti. Eski Roma İmparatorluğu’na özenip, silahlanma hırsına kapılan Mussolini, devrin en büyük bilgini Marconi’nin bazı evren sırlarına sahip olduğunu bildiğinden ondan ısrarla, dünyaya meydan okuyacağı güçte buluşlar yapmasını istiyordu.
Marconi bazı tasarımları olduğunu, bunun ise uzun zaman ve deneylerle mümkün olacağını söylüyordu. Mussolini’nin devamlı ısrarlarıyla bir aletin yapımına girişti.
Aylar sonra, bir manyetik alan dondurucu cihazı meydana getirdi. Yardımcıları cihaza “ölüm ışını” adını vermişlerdi. Henüz kesin deneyleri yapılmadan, Afrika’da, Libya ve Habeşistan’ın istilasını tamamlayan Mussolini, bu gizemli cihazla bir an evvel dünyayı tehdit etmek istiyordu.
Alelacele, askeri bir tatbikatla deney yapılmasını istedi. Deney günü Marconi ve yardımcıları, bulundukları yerden, üzerlerine doğru hareket halinde bulunan 10’a yakın tank ve arkasından gelen askerlere karşı cihazı çalıştırdılar. Aletten vızıltı sesleri arasında dağılan manyetik dalgalar, tank ve askerlerin önünde sanki görünmez bir duvar meydana getirmişti. Hareket halindeki tankların motorları, kramp girmiş gibi birden durmuş, askerlerse bir adım öteye yürüyemez duruma düşmüşlerdi. Marconi ve yardımcıları derhal cihazı durdurmuşlardı. Arkalarında tatbikatı izleyen Mussolini ve yandaşlarının alkışlarını duymuyor, dehşetle önlerindeki tabloya bakıyorlardı.
“ÖLÜM IŞINI”NIN ETKİLERİ…
Deney başarılıydı ama hesapta olmayan bazı esrarengiz olaylar bundan sonra başlamıştı. Ertesi gün tatbikata katılan askerler arasında “manyetik donma” denilen olay meydana gelmeye başlamış, nasıl tedavi edileceği bilinmediğinden, ölüm olayları sıklaşmıştı.
İNTİHAR ETTİ…
Marconi manen yıkılmıştı! Büyük bir karamsarlık içinde Papa’yı ziyarete gitti. Papa Pi XI tarafından kabul edildi. 90 Yaşındaki Papa’yla uzun uzun konuştular. Bu konuşma hiçbir zaman açıklanmadı. Dönüşünde Marconi’nin ilk işi cihazı bozup, onunla ilgili evrak ve materyali yakmak oldu. Ölüm makinesinden geriye hiçbir şey kalmamıştı. Tanrı’nın huzuruna rahatlıkla gidebilirdi artık. Ertesi günü Marconi’nin, evinde intihar ettiği öğrenildi.
Şanına uygun bir törenle gömüldü.
Papa Pi XI, arkasından şöyle diyordu:
“Tanrı’nın sırlarına vakıf oldu. İnsanların yücelmesi için yaşadı. İnsanların ölmemesi için öldü…”