Türk Futbolu'nda aklımızın basmadığı, hayallerimize bile gelemeyecek garip işler izliyor, hayretler içerisinde kalıyoruz..
-Bu konuşmuşluk, bu kayırmacılık, bu bilinmezlik, bu kandırmacılık, bu kaydırmacılık, bu adamcılık, bu umursamazlık, bu sorumsuzluk bugünün sorunu değil.. Bu sorun, Mehmet Büyükekşi'nin futbolun başında olduğu (!) devirde yükselişe geçti, şaha kalktı ve dahi ŞAHMERAN'laştı.
Hakemlik müessesesine bakıyorsunuz;
-Korkak,
-Çekingen,
-Kararsız,
-Kekeme,
-İşbilmez,
-Can yakan,
-Kendini bir OT sanan konuma gelmiş.. Bazı hakemler tarafından insafsızca, izansızca, zalimce ve vicdansızca yapılan hatalar çok konuşuldu, tartışıldı.. Belli ki her hafta konuşulacak, hergün, her saat tartışılacak..
VAR dediler;
"Olmadı, olmuyor."
AVAR dediler;
"Olmuyor oğlu olmuyor."
........
Futbolun içindekiler;
-Yani takımlar,
-Yani başkanlar,
-Yani teknik adamlar,
-Ve yani taraftarlar..
Bunların hepsi, futbolda yaşanan kepazelikleri yaşıyor, görüyor, biliyor, gırtlağı yırtılana kadar bağırıyor..
-Bakan var mı?
-Yok.
-İpleyen var mı?
-Yok.
-Duyan var mı?
-Yok.
-Duyacağını hissettiren var mı?
-Yok.
-Umursayan var mı?
-Yok.
-Umudu olan var mı?
-Yok.
"VAR MI?" soruları, vallahi de billahi de tallahide futboldaki VAR'dan da, A VAR'dan da daha kaliteli, daha adaletli, daha merhametli, daha edepli, daha vicdanlı ve daha insaflı.
........
Bitmedi... DAHA'sı da var..
-Bazı teknik direktörler (!) dikkatimi çekiyor.. Bu sektöre çok uzun seneler hizmet eden, ömrünü adayan, takdir edilen, işinin ehli, sevilen, sayılan teknik adamlar işsiz kalmışken, onlar nedense işsiz kalmıyor, kalamıyor.. Adamlar, pazartesi günü istifa ediyor, ya da kovuluyor.. Öteki pazartesi değil, istifa ettiği pazartesinin "iki gün sonrası" iş bulup, "hatırlı bir takımın" başına geliyorlar..
Futbolun içindeki tüm "abadikgubidiklere" kafam basıyor da, bu işe basmıyor..
Karayusuflu Hüso'ya sordum;
"Gelmiyorlar, ge-ti-ri-li-yor-lar Silo gardaş" dedi.