Eski bir Afrika Atasözü şöyle der; “Aslanlar kendi hikâyelerini yazmadıkça avcıların hikâyelerini dinlemek zorundayız.”
Ancak 1898 yılında iki aslan, kendi hikâyelerini yazmaya karar verdi. Kenya’nın Tsavo Bölgesinde ortaya çıkan bu iki yırtıcı, tam tamına 135 insanı yedi!
İşte Tsavo’nun insan yiyenleri ya da bizzat aslanlara verilen isimlerle ‘Hayalet ve Karanlık’ın hikâyesi…
***
Afrika… İnsan elinin en az değdiği ve doğal yaşamın en çıplak haliyle sergilendiği kara parçası.. Uzaktan bakıldığında büyüleyici doğasıyla insanı etkilese de, içine girdiğiniz zaman doğanın acımasız yüzüyle karşı karşıya kalırsınız. Burada hâlâ orman kanunları geçerli.. Yani güçlü olan, zayıf olanı alt eder! Afrika düzlüklerinin tek hâkimi ise ormanların kralı olan aslanlar... Besin zincirinin en üstünde yer alan aslanların ana besin kaynağını genellikle bizonlar, antiloplar, zebralar ve diğer otoburlar oluşturur. Lakin 1890’lı yıllarda iki aslan menülerine insanları da dahil etmeye karar verdi.
1890’lı yıllardı… Afrika Kıtası’nın ham maddeleri Avrupa devletlerince son sürat sömürülmeye devam ediliyordu. Beyaz adamlar, kendileriyle birlikte buraya bazı hastalıkları taşımış ve burada otobur canlılara sığır vebası olarak adlandırılan bir hastalık bulaştırmışlardı. Bu hastalık sonucunda kıtadaki otoburlar birer birer ölmeye başladı. Filler, gergedanlar, primatlar ve etçil canlılarsa salgından etkilenmemişti. Sığır vebası tam 8 yıl sürdü ve bu süre zarfında Afrika’daki otçul canlılardan yüzde 90’dan fazlası hayatını kaybetti. Tahminlere göre zebralar, bizonlar ve antiloplar başta olmak üzere 1 milyondan fazla canlı bu salgında ölmüştü.
Salgının ve hayvan ölümlerinin 8 yıl gibi uzun bir süreye yayılması ise, etçil canlılar için muazzam bir bedava yiyecek kaynağı oluşturmuştu. Ölen hayvanların leşleriyle rahatça beslenen aslanlar, o dönemde kolayca ürüyerek nüfus patlaması yaşamışlardı. Hayalet ve Karanlık ismi verilecek olan iki aslan da, tamda bu bolluk dönemlerinde Kenya’nın Tsavo Bölgesi’nde doğmuştu. Elbette etoburlar için bu bolluk hep böyle devam etmedi. 8 yılın ardından artık etrafta hastalanıp, ölecek otobur kalmadığı için, bolluk yılları yerini büyük bir kıtlığa bıraktı. Otçul canlıların nüfusunda ciddi azalmalar yaşanmıştı. Oysa etrafta karnı aç pek çok aslan vardı. Bu yüzden bazıları gözlerini insanlara dikti!
Özellikle Tsavo Bölgesindeki aslanlar, insan etine son derece alışıktı. Çünkü bu bölge, yüzlerce yıldır Arapların köle ticareti için kullandıkları kervan güzergâhının üzerinde bulunuyordu. Hastalanıp bitap düşen, yürüyecek gücü kalmayan köleler arkada bırakılıp, kaderine terk ediliyor, bu insanlar da çoğunlukla oradaki aslanlara yem oluyorlardı. Yüzlerce yıl boyunca insanları aslanlara yem eden bir başka etken ise, Çeçe Sinekleriydi. Tsavo’da bulunan Çeçe sinekleri, insanı soktuğunda uyku hastalığı adı verilen bir hastalık bulaştırıyor, bu kişiler önce ayakta duramayacak kadar halsizleşiyor, sonrasında uyur gibi koma haline giriyorlardı. Bu sinek tarafından sokulan talihsiz kişiler de, çoğu zaman aslanlar için kolay av oluyordu.
***
Bolluk döneminin ortalarında doğan Hayalet ve Karanlık, kıtlık dönemi başladığında 5-6 yaşlarında ve sürüden ayrı takılan iki yetişkin aslan olmuşlardı. Afrika Savanası’nda avlanacak canlı yok denecek kadar azdı. Ancak Savana’da yankılanan, aşina olmadıkları büyük bir gürültü onları bölgeye çekti. İngilizler, sömürdükleri ham maddeleri daha rahat taşıyabilmek için, demiryolu inşa ediyorlardı. İşçi olarak getirdikleri yüzlerce Hintli ve kabilelerden topladıkları Afrikalı yerliler çalışıyordu. İngilizler için canları pek de kıymetli olmayan bu insanlar, geceleri korunmasız biçimde küçük çadırlarda kalıyorlardı. Demiryolunu izleyen iki aslan, yeni besin kaynağını bulmuştu.
Dilerseniz hikâyemizin geri kalan kısmına ikinci bölümde devam edelim…
Kaynak: / @cavitpancar