10 Haziran 1190 da Silifke ovasına giren Haçlılar, büyük felaketler yaşamışlar ve bazı rivayetlere göre Alman ordusunun komutanı Barbarosso serinlemek için girdiği nehirde boğulmuştur.
İNGİLTERE ve FRANSANIN HAÇLI SEFERLERİNE KATILMASI:
İngiltere ve Fransa yıllarca birbirleriyle savaş halinde oldukları için haçlı seferlerine katılmaya fırsat bulamamışlardır.1188’de Normandiya civarında Gisors da barış antlaşması yapılırken Sur Başpiskoposu Josias oraya ulaşmış ve yaptığı etkili konuşmalar sayesinde iki devlette Haçlı seferlerine katılma vaadinde bulunmuşlardır. Fakat iki devletlerin birbirlerine olan güvensizlikleri sebebiyle beraber sefere çıkmaları kararlaştırılmıştır. Bu ordu da devletleri ayırmak için Fransızlar kırmızı, İngilizler beyaz ve Flaman birlikleri de yeşil haç taşımaları istenmiştir. Sefer kararı alındıktan sonra, seferin mali yönünü karşılamak için askeri hizmette bulunmayan halktan “Selahattin öşrü” denilen vergi tahsis edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ HAÇLI SEFERİ ( 1202-1404):
Bu haçlı seferinin Papa 3. Innocentius tarafından Kudüs’ü kurtarmak için yapmış olduğu çağrıyla başlamıştır. Avrupa’da toplanan ordular, İtalyan Bonifacio tarafından komuta edilmiştir. Ordunun asıl amacı, ilk olarak Mısır’a ulaşmak oradan Kudüs’ü ele geçirmek olmuştur. Haçlı Ordusunu Venedikliler ücretli olarak taşımayı kararlaştırmış; fakat haçlıların parası bu ücreti ödemeye yetmeyince, ordunun bir kısmı taht kavgaları yaşayan Bizans’a yönelmiş Konstantinopolis yağmalamışlardır.
Dördüncü Haçlı grubunun diğer gruplardan ayıran farkı, ordunun tek elden yönetilmiş olmasıdır. Fakat birliklerin bir bölümünü, Venedik dükü tarafından Konstantinopolis şehrini işgal etmeye yöneltilmiştir. Bu işgal sırasında da şehrin büyük bir kısmı yakılıp yıkılmış, değerli sanat eserleri ise Avrupa’ya götürülmüştür. Ortodoks Hristiyan olan Bizans’ın yerine, Katolik Hristiyan Latin imparatorluğu kurulmuşsa da kurulan bu Latin imparatorluğu da pek uzun ömürlü olmamıştır. Dördüncü Haçlı Seferlerinden en kazançlı çıkmış olan devlet; Venedik olmuştur. Çünkü taşıma ücretini ödeyemeyen haçlı devletleri Ege denizindeki bazı Liman ve Adaları borçlarını kapatmak Venedik’e için teslim etmişlerdir.
ÇOCUK HAÇLI SEFERLERİ:
1212 yılında, tamamı çocuklardan oluşan ve kurulma sebebi tam olarak bilinmeyen bir haçlı gücü oluşturulmuştur. Orta çağ Avrupa’sının tarihindeki lekelerden biri olan bu tarihi olay, batılılar tarafından üstü kapatılmaya çalışıldığı için bu birliklerle ilgili pek belge bulunmamaktadır.
Avrupa’nın kışkırtması sonucu birleşen bu çocuk güçleri, Fransa da Stephen, Almanya’da Nicholas adlı gençlerin önderliğinde kurulmuştur. Bu çocuk güçler yaklaşık olarak 37.000 çocuktan oluşmuş ve Kudüs’e varmayı planlamışlardır. İnanışa göre İtalya’nın Genova şehrinde yapılan ayinle deniz ortadan ikiye ayrılmış olacak ve çocuk güçler buradan Kudüs’e yürümüş olacaklardı. Fakat beklenen olmamış ve büyük hayal kırıklıkları yaşanmıştır.
- bu çocuk ordusu geçtiği yerleşim yerlerinde yardım ve iaşe desteği dahi görmüş olmasına rağmen, bu çocukların akıbeti, çoğu yolda açlıktan, hastalıklardan ve donarak ölerek sonuçlanmıştır. Bazıları ailelerine geri dönmüş, bazıları Anadolu’daki Hristiyan ailelerinin yanına yerleşmiş ve ne yazık ki bazıları da Venedikli tüccarlar tarafından Mısır’a köle olarak satılmışlardır.
Batı medeniyetlerinden Almanya’nın 20.000 ve Fransa’nın 30.000 çocuğu kendi elleriyle ölüme göndermeleri, kurulan bu birliğin ne yazık ki üzücü tarafı olmuştur. Yetişkinlerin bile giriştiği haçlı seferlerinde alınan başarısız sonuçlardan sonra, Papanın böylesine acıklı bir olayı organize etmiş olması kendi elleriyle çocukları ölüme göndermesine neden olmuştur. Çocuk liderlerin vaazları ve çevrelerindeki yetişkinlerden tepki görmemeleri, ellerinde bulunan Papanın izniyle olmuştur.
Türklerin ve Müslümanların, tarih içinde giderek güç kazanması, doğunun gizemli zenginliği, Mezopotamya bölgesinin ve Kudüs’ün kutsallığı, her dönemde sömürgeci batının iştahını kabartmıştır.
Kabaran bu iştah nedeniyle, her fırsatta dinsel, ticari, sosyal, sınıfsal vb. gibi nedenlerle savaş açmışlardır.
Müslüman Arap komutanı Tarık Bin Ziyad’ın 711 tarihinde, Cebel-i Tarık boğazını aşarak, İberya’ya(şimdiki İspanya) ulaşması, Alpaslan’ın 1071’de ki Malazgirt savaşı sonrası batı yollarının ve Anadolu kapısının açılması, Batı’yı harekete geçirmiştir. Türkleri Orta Asya’ya sürmek, Arapları ve Müslümanları Ortadoğu’da tutabilmek için, akla hayale gelmeyen yöntemler ve savaşlar kullanılmıştır.
Günümüzde de bu savaş, olanca hızıyla sürüyor. Irak –Suriye savaşları… Arap Baharı… Türünün son örnekleridir.
SON SÖZ:’’ BÜYÜK BALIK KÜÇÜK BALIĞI YUTAR.’’