-Alooooo... Silo len.
-Ne var Hüso.
-Eferim vallah sana.. Hemen tanıdın len.
-Seni nasıl tanımam.. Karayusuflu'da kaç Hüso var?
-Yok mu?
-Yok... Olmadı, olmayacak.
-Niye öyle diyon len Silo?
-Çünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Ü harfini İ olarak kullanan, Sülo'yu Silo yapan, bunu da inatla kabul ettirmeye çalışan senden bir tane daha yokta onun için diyom.
-Hüso...
-Buyur iki gözüm.
-İbrahim Gökkale kim?
-Ne bilim len.
-İbrahim Gökkale, ilkokulda bize Türkçe öğreten hocamızdı.
-Bu gadar zaman geçmiş, adını unutmamışsın... Provo sana vallah.
-Hüso.
-Ne var len?
-Türkçe öğretmenimiz senin yüzünden öğretmenlikten istifa etti. Onu biliyormusun?
-Niden? Ona nettim ki?
-Yarım dönem boyunca, sana Ü'nün, İ'den çok farklı oldugunu, ne zaman nereye konulacağını öğretemediği için, bıktı, usandı pes etti; "Benden bu kadar" dedi ve çekip gitti.
-Nereye gitti len?
-Camuz gütmeye.
-Silooooo...
-Söyle başımın belası.
-Naci Görmez'i tanıyon mu?
-Bir kere onun soyadı görmez değil, görür oğlum. Yani, gören Naci, görmeyen başka biri. Hayırdır? O'nu neden sordun?
-Niden soracam... Adam Türkiye'de yıkılmadık yer gomadı be Silo gardaş.. Nerede bir deprem olsa, "sırada şurası var" diyor.
-Karayusuflu da yıkılacak diyor mu?
-Dimiyor.
-Sana ne o zaman?
-Bana ne olurmu len Silo... Naci Görmez midir nedir... Ne kuzey, ne güney, ne doğu, ne batı bırakıyor... "Her yan yıkılacak" diyor be yahuuuuu.
-Hüso...
-De hele Silo.
-Oğlum... O zatın soyadı Görmez değil, Görür... Zat, görüyor da (!) konuşuyor.
-Gonuşurken her yanı yıkıp geçiyor emme.
-Sana ne?
-Sana ne dimek olur mu heç... gorkumuzdan yatamıyok ülen.
-Yapacak birşey yok Hüso... Onun ve onun gibilere; "Bu kadar konuşursanız, şu kadar yanılırsınz" demesi gereken ne sensin ne benim.
-Kim peki?
-Cimer.
-O kim len?
-Otluköy'ü bilirmisin?
-Haydar dayımdan öğrenirim.
-Gerek yok... Ben söyleyeyim.
-Söyle len.
-Otsuzköy'ün emmisinin ortanca oğlu.