Belki çeyrek asır önce  "gençliği tartıştığımız" bir televizyon proğramında konuğum olan bir Üniversite öğrencisi ile aramızda şöyle bir konuşma geçmişti.

"Siz büyükler bizi anlamıyorsunuz"diyen gence;

"Ben bilirim çocuğum,gençliğin ne olduğunu , çünkü uzunca zaman, yaşadım ben de onu. Peki ya, sen ne dersin, kemali yaş hakkında. Tecrübelerin var mı, senin ihtiyarlıkta" diye cevap vermiş, kendisi de dahil geçlerden alkış almıştım.

Doğrusunu isterseniz aşağıdaki a.mail'i aldıktan sonra fikrimde değişiklikler oldu.

Gelin birlikte okuyalım.

***

Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim.

Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.

O yazılarda sık sık "gençlik nereye gidiyor?" türünden yakınmalarınız oluyor.

Gençlik derken herhalde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz.

Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim.

Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız, ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum.

Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok, onların nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?

Ülkenin başını belaya sokan olayların baş aktörleri genelde gençler mi,  yoksa yetişkinler mi?

Bu ülkede yüz binlerce öğrenci, tek bir soru fazla yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte gençlerin hayallerini çaldı ve geleceğimizi çürüttü.

Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi?

15 Temmuz'u planlayanlar kaçıncı sınıfa gidiyordu?

Milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler hangi üniversitede okuyor?

Sanatçı kimliğiyle  her türlü ahlaksızlığı yapanlar ergen mi?

Din adamı sıfatıyla ekranlara çıkıp,  inancıma ve değerlerime küfredenler kaç yaşında?

Sinemada 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmde bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu?

Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da, yetişkinlere bakın ve "Sizler bu ülkenin geleceğisiniz" gibi klişe sloganlardan vazgeçin.

Çünkü sizler bu ülkenin bu günüsünüz.

Siz yaşadığınız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin bize ihale ediyorsunuz?

Futbolcuları el üstünde tutarken, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline gönderemezsiniz.

Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken,bir yandan ailenin  bahsedemezsiniz.

Yetişkinler para hırsıyla sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz.

Alttan bir sürü dersiniz var, bize üst perdeden ahlak dersi veriyorsunuz.

Size bir şey söyleyeyim mi?

Yeni nesil pırıl pırıl.

Hiç bir sıkıntı yok.

Asıl sıkıntı yeni nesil eski nesillere unutturan yetişkinlerde.

Son yılda kaç tane Türk Filmi çekilmiş ve geçmişimizi anlatıyor?

Kitapçıların "çok satanlar" raflarındaki kitaplardan kaç tanesi, gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?

Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki.

Kimin elinin, kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere reytin rekoru kırdıran sizlersiniz.

Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları siz yazdırıyorsunuz.

Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik proğramlarında virane bir gecekonduya dönüştüren yine sizsiniz.

Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyorsunuz.

Ama o fenomenlere film çektirip, parayı götüren sizlersiniz.

Kusura bakmayın, geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz.

Bu yüzden aranızda "Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle" diye konuşup durmayı bırakın.