Bir önceki yazımda döviz kurlarındaki düşmenin ülke ekonomisindeki etkileri hakkındaki düşüncelerimi yazmıştım. Esnaf, zanaatkar ve işletme sahipleri kadar vatandaşlarımız da döviz kurlarındaki düşmenin nereye kadar devam edeceğini merak etmektedirler. İşletme sahibi olmayan vatandaşlarımızın 4-5 yıldır tüm tasarruflarını altın veya dövize yönelttiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bankalarımızdaki tasarruf mevduatın döviz tevdiat hesabı cinsinden olanları sürekli artış göstererek 2020 yılının kasım ayında toplam içerisindeki payı % 58’e ulaşmıştır. Gelişmiş ülkelerin hiç birisinde rastlanmayan bu durumun nedeni nedir? Niçin Ayşe Hanım Teyze ve Rıza Bey amca tasarruflarını Türk Lirası’nda değerlendirmek yerine dövize veya altına yönlendirmektedir?

Bu sorunun cevabı geçmişte yatmaktadır. Ülkemiz sıklıkla ekonomik krizlere girmiş, enflasyon ile altın fiyatları ve döviz kurları aşırı yükselmiştir. Oluşan olumsuzlukları önlemek amacıyla, hükümetler faizleri inanılmaz oranda artırmak zorunda kalmışlardır. Bunun neticesinde işletmeler ciddi zarar görmüş, işsizlik patlamıştır. Sonuçta fatura dar gelirliye kesilmiştir. Tasarruflarını Türk Lirası’nda tutanların birikimleri erimiştir. İzah edilen kısır döngüleri bir kaç kez yaşayanlar, ekonomide en ufak sıkıntı hissettiklerinde birikimlerini altın veya dövize çevirmektedir.

Şu an itibariyle dövize yönelen vatandaşların durumu nedir? Bu kesimin çoğunluğu alımlara Dolar 3 Türk Lirası, Euro 4 Türk Lirası iken başlamışlardır.Sürekli alım yaptıklarından, bu gün itibariyle ortalama maliyetleri hakkında elimizde sağlıklı bir veri bulunmamaktadır. Ancak 2020 yılının eylül, ekim aylarında kurların tavan yaptığı dönemde alım yapanların yaklaşık % 30 oranında kayıp yaşadığı gözlenmektedir. Döviz kurlarının endişeli bir şekilde daha nerelere kadar düşeceğini soranların çoğunluğunu bu kesim oluşturmaktadır. Çok az sayıda vatandaşımızın da bu seviyeleri alım fırsatı olarak değerlendirmek istediğinden, malum soruyu sorduğu anlaşılmaktadır.

Peşinen söyleyelim ki kurların nerelere kadar düşeceğinin bilimsel bir açıklaması yoktur. Duyumlara dayanan rakamların yanıltıcı olma ihtimali çok kuvvetlidir. Ülkemizdeki Türk Lirası varlıkların faizleri, dünya ölçeğinde sıralamaya girecek kadar yüksek olduğundan, yüksek faizden yararlanmak isteyenlerin getirdikleri dövizler nedeniyle kurlar düşmektedir. Cumhurbaşkanı Yardımcısının açıklamasıyla yurt dışından gelen döviz tutarının 15 milyar dolara ulaştığı anlaşılmaktadır. Burada kritik soru Türkiye’nin bu kadar yüksek faizi daha ne kadar verebileceğidir. Şimdiden firmalar faizlerin yüksekliğinden yakınmaya başlamışlardır. Bir çoğu kredilerin taksit ve faizlerini ödeyemez duruma düşmüştür. Bankalarca yapılan ötelemeler sorunu çözmeyecektir. Zorunlu olarak bir süre sonra faizler düşürülecek, döviz kurları yükselecek, bir rakamda dengeye oturacaktır. Döviz kurlarının hangi rakamlarda dengeleneceğini faiz düzeyi belirleyecektir.

Saygılarımla