İstanbul'da 6.2 büyüklüğünde bir deprem oldu ve bu depremin artçıları olduğu söylenen sarsıntılar devam etti. İstanbulumuz çok çok önemli. Elbette ülkemizin her karış toprağı çok çok önemli ama İstanbul bir başka önemli. İstanbul'un Türkler tarafından alınması dünya tarihinin akışını değiştirmiş ve hâlâ da dünyayı etkileyen bir konudur. Sadece bu durumu bile İstanbul'a farklı bakmak için yeterlidir sanırım. Bu güzel İstanbul'da azımsanmayacak büyüklükte bir deprem oldu.

1999 Marmara depreminden beri İstanbul'da deprem olacak konusu konuşulmaktadır. Teknik olarak bilmediğimiz bu tartışmaları takip ediyoruz. Son depremle umarım daha büyük bir depremin önü kesilmiştir. Deprem tartışmalarında gördüğüm kadarı ile deprem zamanı bilinmemekte, bu nedenle hayatın durmasına, günlük yaşantının yaşanamaz duruma getirilmesine gerek yoktur. Hele hele stoklar yapmaya, arabalarla yolları tıkamaya, yağma yapmaya vesaire gibi aşırı bencil, eğitimsizlik göstergesi olan işler yapmaya hiç gerek yoktur. Bu tür yapılan işler depremin etkisinden çok toplumsal anlamda yaralar açmaktadır. Bu tür işler kişilerin düzeyini de göstermektedir. Umarım bu kötü görüntülerden ders alanlar olur ve toplumca düzeyimizi yükseliriz. Korku elbette kaçınılmaz insani bir duygudur ama unutmayalım ki bizden başkaları ile yaşıyoruz. Bu arada böylesine önemli günlerde ülke particiliğinin o ağır kutuplaşmış görüntüsünün topluma biraz rahat nefes aldıracağını beklerdim. Ama ne yazık ki öyle olmadı. Deprem yahu, İstanbul gibi günlük 25-30 milyon insanın var olduğu bir şehrimiz. Biraz nefes almanız ve aldırmanız gerekmez mi idi? Yapmayın, etmeyin ne olur? İktidarın kutuplaştırmak için yaptıklarını biliyoruz. Deprem bilgisi edinmek için haber dinleyelim diyoruz neyle karşılaşıyoruz?

İBB personeli için 2.gözaltı dalgası. Gerçekten şaşırdım, gerçekten üzüldüm. İBB ve yöneticileri ile hiç bir ilgim yok. Ama neden diye sormadan edemiyorum. Ülkede hemen herkesin İstanbul'da yaşayanlarla bir bağı var. Topluma böyle günlerde biraz nefes aldırmak gerekmez mi? Bu nasıl bir kin, bu nasıl bir kutuplaşma? Haklı, haksız aramıyorum ve herkese söylüyorum, lütfen particilik yaparken bir toplum olduğumuzu unutmayalım diyeceğim ama gördüğüm ve anladığım kadarı ile bu aşamayı geçmişiz maalesef. İktidarda kalmak her şeyin önünde ve deprem de olsa iktidarda kalmalıyız anlayışından taviz yok. Bu durumda çok önemsediğim bir soru soruyorum: Bu kadar kutuplaşmak için bilmediğimiz bir şey mi var? Öyle ise ne yapabiliriz ki?

Başlıkta belirttiğim Vefat yazısının nedenini açıklamadan yazıyı tamamlayamam.

Çok eskiden beri tanıştığımız, saygı duyduğum ve sohbetlerinden yararlandığım Emekli Albay Dr. Mahmut Çapar(Rişvanoğlu)'ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Ülke çapında okunan ve başvurulan çalışmaları olan Mahmut Abi'yi arayacağımızı ve yerinin zor dolacağını biliyorum ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.