Zamanla çok şey değişiyor yaşamımızda, hatta yok oluyor. Çünkü, eskiye oranla çok hızlı ve çok yönlü bir yaşam var. Mektuplaşma , bayram tebriki göndermeleri yok gibi. Eski günlerde bayramlar, birleşmek için bir vesile idi. Şimdi bayramlar tatile , geziye çıkmak oldu. Yüksek katlı binalar ,o güzelim mahalle ve komşuluk ilişkilerini , duygularını yerle bir etti.

Eğitimli ve yaşamını kazanan kadınlarımız çoğaldı. İş hayatında ve mesleklerinde çok başarılı olanlar var. Ekonomik özgürlükleri olduğu için, eskisi gibi kocalarının kahrınıçekmiyorlar , bu yüzden boşanmalar arttı.

Çalışan kadınların evlerinde eskisi gibi Türk yemekleri yapılamıyor. Hazırını , kolayını , fastfoodu tercih etmek zorundalar.

Her alanda teknoloji büyük gelişme gösterdi. İletişim , ulaşım , bilgi edinme hem kolaylaştı, hem de hızlandı. Ama büyük şehirlerde trafik sıkışıklığı , otopark sorunu ciddi boyutlarda. Bunun yarattığı zaman kaybı ve streste ayrı bir dert.

Büyük şehirlerde yaşamak için bol para , bol sabır ve bol zamana ihtiyaç var. Bunlarda, aşılması kolay sıkıntılar değil.

Evlerimizde bulaşık , çamaşır makinesi , fırınlar , klimalar gerçekten yaşamımızı kolaylaştıran konforlar. Öte yandan, sağlığa zararlı hava , su , çevre kirliliği , kulaklarda kalıcı hasar bırakan gürültü ve ses kirliliği.

Turizmde kalite , kantite ve gelir çok arttı. Türkiye yabancılar için, bir turizm cenneti. Onlar da bunun tadını çıkarıyorlar.

Aile yapımızda da, eskiye göre bazı değişiklikler oldu. Torunlarını , çocuklarını gezdiren dedeler , babalar , evde eşine yardım esen kocalar, artık yadırganmıyor.

Dışarı ülkeden gelen göçlerin payıyla da nüfusumuz çoğaldı. Bu yüzden, tarımda önceleri ihracat yapan bir ülke iken, şimdi ithalatçı durumuna düştük.

Yediğimiz besinlerin çoğunda katkı maddeleri var. Bunların bir bölümü de, sağlık yönünden sakıncalı.

Eğitim kurumlarımız oldukça çoğaldı ama kalite yükselemedi. Sağlık kurumlarının artışı ve tıptaki gelişmeler nedeni ile , yaşam süresi uzadı.

Yıllardır teröre karşı verilen mücadele ve göçmenler yüzünden ve başka nedenlerden ekonomimizağır bir yük altına girdi. Dolar , Euro yükseldi. Faizler , enflasyon , işsizlik te arttı. Artan dış borçlar da tehlikeli boyutlara ulaştı.

Çarpık yapılaşma yüzünden aşırı yağışlarda hala sel felaketi yaşıyoruz.

Yaşamın hızlanması , zamanın yetersizliği yüzünden, bazı dini vecibeler de yerine getirilemez oldu. Peygamberimiz Hz. Muhammed, ramazanın son 10 günüde itikafa girerdi. Müslümanların da bunu yapmasını isterdi. İtikaf geleneğini ecdadımız senelerce sürdürmüştür. Bugün için itikaf , unutulmaya yüz tutmuş bir ibadet.

İtikaf ; bir mescitte ibadet niyetiyle ve belli kurallara uyularak inzivaya çekilmektir. Nefis muhasebesinin , nefsi arındırmanın , Allah’a teslimiyetin ve tefekkürün zirvesidir. En güçlü ve kuvvetli rehabilitasyon metodudur itikaf.

Ne yapalım zaman her şeyi değiştiriyorve bazı şeyleri unutuyoruz.