(Eski Dostlar'dan geldi.
"Başlayıp da sonunu getiremediklerimizden" malesef)
***
Bir önceki bölümde; ne demiştik.
"Bulgar Kralı'nın ülkesindeki yabancı devlet temsilcilerine verdiği resepsiyonlardan birinde tanıştığı Varna Milletvekili Şakir Zümre ile dostluğu ilerleten Mustafa Kemal, ondan büyük destekler görmüştü.
Türkiye Büyük Millet Meclisi de Şakir Zümre'yi bir madalya ile ödüllendirmişti.
"Paşa Hazretleri çok büyük bir iş başardınız"
"Asıl savaş İktisadi Savaş'tır kıymetli dostum. Ve bu konuda da vatan sizden hizmet bekliyor"
"Emrinizdeyim Paşam"
Şakir Zümre, 1925 yılında, İstanbul'da Haliç kenarında "Türk Sanayii Harbiye ve Medeniye" fabrikasını açarak, Türk Kara,Hava ve Deniz Kuvvetlerinin ihtiyacı olan silah ve mühimmatları üretmeye başladı.
Bin kiloya kadar bombalar yaparak Türk savaş uçaklarının hizmetine sundu.
İmal ettiği sualtı ve denizaltı bombaları, Deniz Kuvvetlerimize can suyu oldu.
Mayınlar, işaret fişekleri, el bombaları üretti.
Onun ürünlerinin tahrip gücü, Dünya'daki muadillerinden daha fazla olduğu için, yabancı devletlere silah ihraç etmeye başladı.
Atatürk'ün dostu, onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne hizmete devam ediyordu.
Milli bayramlarda, Şakir Zümre'nin ürettiği silahlar,onurla geçiş yapıyorlardı Vatan Caddesi'nden
Yüzde yüz yerli sermaye ile kurulan, Türk Girişimcisi, Mühendisi ve işçisinin gurur kaynağıydı bu silahlar.
Mustafa Kemal vefat etmişti..
Lakin Amerika'yla yapılan anlaşmalar gereği 1940'ların sonunda 'Marshall Yardımları' yurda gelmeye başlayınca, Türk Milli Savunma Sanayiinin gözbebeği bu şirketimiz sallanmaya başladı.
Amerika elindeki eski püskü silahları 'yardım' adı altında Türkiye'ye vermekte ve Milli silah üretilmesine karşı çıkmaktaydı.
Çalmadık kapı, gitmedik yetkili bırakmadı Şakir Zümre.
Devlet ondan silah alamadığı için maaş ödeyemez duruma gelmişti.
"Çaresiz kalınca, kapıya kilit vurmaktan iyidir diye" düşünerek bomba fabrikasını 'soba fabrikası'na çevirmek zorunda kaldı.
Bir Milli Bayram'da, Devlet erkanı Vatan Caddesi'nde resmi geçidi izlerken, alana gelen soba yüklü ve üzerinde 'Şakir Zümre' yazan kamyon tokat gibi indi suratlarına.
Türk Milli Savunma Sanayii'nin, anlı şanlı 'Şakir Zümre'sini sobacı yaptınız mesajıydı bu.
1966'da'da vefat etti.
Onun ölümünün ardından 4 yıl daha dayanır.
Fabrikası ve 1970 yılında kapısına kilit vurulur.
Atatürk'ün emriyle Türkiye'yi, silah ve mühimmatta dışa bağımlılıktan kurtaran İstiklal Madalyalı büyük bir vatan perverin hikayesidir bu.
Ve ne yazıktır ki, mutlu sonla bitmemiş, bitememiştir.
Aynen Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil, Nuri Demirdağ'ın çabaları, Devrim Otomobilleri, Karakurt ve Bozkurt Lokomotiflerinde olduğu gibi.