Bir eğitim öğretim yılının daha sonuna geldik. Koridorlarda koşuşturan çocukların heyecanı artık farklı… Ders zillerinin yerini tatil planları aldı. Sayılı günler sonra milyonlarca öğrenci karnelerini alacak ve uzun bir yaz tatiline başlayacak. Kimi öğrenci büyük bir sevinç yaşayacak. Kimi ise karnesindeki notlara bakıp üzülecek. Belki bazı evlerde alkışlar yükselecek, bazı evlerde ise sessizlik hâkim olacak.

Oysa bu dönemde en çok hatırlamamız gereken bir gerçek var: Çocuklarımızın değeri, karnelerindeki rakamlardan çok daha büyüktür.

Bir çocuğun matematiği iyi olmayabilir. Türkçede zorlanabilir. Fen dersinde istediği başarıyı gösteremeyebilir. Ama aynı çocuk çok iyi bir ressam olabilir, çok iyi bir sporcu olabilir, çok merhametli bir insan olabilir ya da ileride toplumun ihtiyaç duyduğu çok başarılı bir meslek sahibi olabilir.

Hayat bize defalarca göstermiştir ki okul başarısı ile hayat başarısı her zaman aynı şey değildir. Bugün düşük not aldığı için üzülen birçok çocuk, yıllar sonra büyük başarılara imza atabilir.

Önemli olan çocuğun kendine olan inancını kaybetmemesidir. Ne yazık ki bazen karneler, çocukların karakterlerini değerlendiren bir belge gibi görülüyor. Oysa karne sadece bir eğitim döneminin sonucunu gösterir. Bir çocuğun dürüstlüğünü göstermez. Vicdanını göstermez. Merhametini göstermez. İyiliğini göstermez. Hayallerini göstermez. Bir çocuğun kalbindeki güzellikleri hiçbir karne notu ölçemez.

Bu nedenle anne babalara düşen en önemli görevlerden biri, çocuklarını notlarıyla değil, kişilikleriyle değerlendirebilmektir. Karne günü sadece başarılı öğrencilerin değil, zorlanan öğrencilerin de yanında olmak gerekir. Çünkü başarının ödüllendirilmesi kadar, başarısızlık karşısında verilen destek de eğitimin önemli bir parçasıdır.

Çocuklar en çok hata yaptıklarında anne ve babalarının sevgisine ihtiyaç duyarlar. Kötü gelen bir karne nedeniyle kırılan kalpler, söylenen ağır sözler ve yapılan sert karşılaştırmalar bazen yıllarca unutulmaz. Bir çocuğa verilebilecek en büyük güç, koşulsuz sevildiğini hissettirmektir.

Bu yazıyı okuyan bütün anne babalara küçük bir hatırlatma yapmak isterim: Karneye bakmadan önce çocuğunuzun yüzüne bakın. Bir yıl boyunca gösterdiği çabayı görün. Sabahın erken saatlerinde kalkışını görün. Arkadaşlıklarını görün. Hayallerini görün. Çünkü karne sadece birkaç sayfalık bir kâğıttır.

Ama çocuklarımız hayatımızın en değerli emanetleridir.

Birkaç gün sonra milyonlarca öğrenci karnesini alacak. Kimisi çok mutlu olacak, kimisi biraz buruk...

Ama hepsi aynı şeyi hak ediyor: Sevgi, anlayış ve destek. Çünkü onlar sadece notlardan ibaret değil.

Unutmayın kıymet anne babalar, hepimiz öğrenci olduk, hepimiz aynı duyguları yaşadık, aynı korkuları yaşadık. Empatiyi bu nedenle daha iyi yapabiliriz.

Karneler kötü olsa da unutmayalım onlar bir karneye sığmayacak kadar değerliler.