Sonunda mahkeme; evin Zübeyde Hanım’da kalmasına karar verir.
Ama, Zübeyde Hanım eşinin vefatından kısa süre sonra, küçük evi satar.
Büyük evi de rehin vererek Mustafa ve Makbule’yi yanına alıp Selanik yakınlarındaki Langaza’daki ağabeyi Hüseyin Ağa’nın yanına taşınır.
Ama Mustafa’nın iyi bir eğitim görmesini isteyen Zübeyde, onu yine Selanik’teki evlerine yakın, teyzesi Fatma Molla’nın yanına gönderir.
1899’da Annesi vefat eden Zübeyde Hanıma teyzesinin oturduğu bu ev miras kalır.
Ardından daha küçük bir eve geçerler.
1906’da aile tekrar aile tekrar Pembe Köşk’e döner.
Bu arada 1908’de artık bir subay olan Mustafa Kemal’in de aynı mahalleden iki ev aldığını öğreniyoruz.
İlginç detaylardan biri de; Zübeyde Hanımın ikinci eşi Ragıp Abbas..
Günün sonunda Selanik kaybedince; Zübeyde hanım 3 evini de bırakarak İstanbul’a gider.
Ama ikinci eşi Ragıp Abbas Selanik’te kalır.
Evlerinin mülkiyeti için dava açar, ama kaybeder.
Evler önce terkedilmiş mallar olarak tescilleniyor, sonra da başkalarına satılıyor.
1933yılında Selanik Belediye Meclisi, Pembe Ev’i satın alarak Atatürk’e hediye ediyor.
Satın aldıkları evin, aslında Zübeyde Hanım’ın mülkü olduğunu bilmeden.
Kitap, bir polisiye gibi bu evlerin izini sürüyor.
Ama bence en dikkat çekici yeri; Ali Rıza Efendi’nin mirasında bir miktar parası ve ev dışında sıralanan kalemler’in de olması.
Melela 45 kuruş değerinde 6 adet ceket ve bir yelek.
50 kuruş değerinde, 1 köhne pantol.
40 kuruş değerinde, 1 palto.
20 kuruş değerinde 1 sandık.
5 kuruş değerinde ‘Lugat-i Osmani’
10 kuruş değerinde Miftah’ul Kulub.
Bu son madde’de duralım.
Miftah’ul Kulub yani ”Kalplerin anahtarı” Abdülkadir Geylani’nin 15.göbekten torunun Muhammed Nuri Şemseddin Nakşibendi’nin (1801-1863) yazdığı, hala daha basılan ehl-i tarikatlerin en çok rağbet ettiği, tarikat yoluna girenlere okutulan popüler kitaplardan biri.
Şöyle başlıyor;
Bu eserin derlenip yazılmasına kalkmaya sebep olan durum şudur;
Hicri 1259 (M.1843) yılı Rebilahir yılı Rebülahir ayında, kendi hücremizde teveccüh halindeydik.
Bu halde bulunduğumuz sırada; Enbiyanın Sultanı, Evliyanın, Asfiyanın, Müttakilerin baş tacı, efendimiz Hazretleri zuhur etti.
Allah ona salat vesselam eylesin.
Bu hiç bir şey hükmünde olan kula, ihsan, mürüvvet, lütuf ile şöyle buyurdu;
-Nuti, evladım, vakitler bir hayli oldu.
Aşık, sadık mana yüzünü örmek isteyen, ümmetlerin, esenlikle yollarını bulup, hoşnutluk yoluna bel bağlayarak vuslat sırrına nail olsunlar.
(Devam Edecek)