Her yıl Pessinus’da, yani bugünkü adıyla Eskişehir Ballıhisar civarında, 21 Mart’ta Kybele adına şenlikler düzenlenirdi. O gün Attis ve Kybele’nin kavuştuğu düşünülürdü. Bu törenlerde çalan davullar ve çınlayan zillerin oluşturduğu bir müzik eşliğinde rahipler kendilerinden geçmiş bir vaziyette, dans ederlerdi. Bu törenlerde Kibele rahiplerinin psişik yeteneklerini sergiledikleri, kendilerini hadım ettikleri, tılsımlı taşlar kullandıkları söylenmektedir. Enerjik etkinliğe sahip olduklarına inanılan bu tılsımlı taşların en ünlüsü vaktiyle Pessinus’ta bulunan Kybele Karataş’ı olarak bilinirmiş. Anadolu’da uzun zaman bulunmuş tarihçi senatör Gaius Cornelius Tacitus, Anadolu’nun birçok yerinde bu konik, huni biçiminde taşlara rastladığını yazmıştır.
Niobe’nin Gözyaşları:
Manisa’da dağın eteklerine yaslanmış bir taş kütlesi var. Profilden bakıldığında, başı öne eğik, bir kadın silueti görünür. Bölgenin yerlileri buna, “ağlayan kadın ” der. Neden ağladığını sorduğum esnada, çoktan uzaklaşmıştı... Gerçekten de yaşlının tabiriyle “ağlayan kadına” baktığımda, yüzünde acının izlerini görmüştüm. Neydi acaba onu ağlatan, ya da kim? Neden taşa dönüşmüştü?
Yıllar sonra öğrendim zavallı Niobe’nin hüzünlü, acı öyküsünü…
Bir gün Lydia Kralı Tantalos’un kızı Niobe, hepsi birbirinden güzel on iki çocuk annesi olduğundan gururuna yenik düşer. Kendisini sadece iki çocuk sahibi olan Leto’dan üstün görür. ”Ben talihliyim mes’udum, ne olursa olsun daima mutlu olarak kalacağım ”diyerek bağırır ve ardından ekler; ”Benim bir sürü çocuğum var. Ecel onların hepsini bir bir elimden alarak beni çocuksuz bırakamaz, bu bakımdan ben kuvvetliyim, kimse benim neslimi kurutamaz. Hâlbuki Leto iki çocuk annesi olmakla kendini bir şey sanıyor. İki çocuk da neymiş ki!” der. Leto, Tanrı Apollon ile Tanrıça Artemis’in annesi olan bir tanrıçadır ve Niobe’nin bu sözlerini işitir ve çok kızar. Çocuklarını çağırır ve Niobe’den öç almalarını emreder. İntikam da gecikmez: Niobe’nin altı oğlu Kitheron dağının sarp kayalıklarında avlanırlarken öğle vakti Güneş Tanrısı Apollon’un oklarıyla vurulurlar. Bu acı olay etrafta yayılınca, altı kız kardeş dağa doğru acı içerisinde koşarlar. Artık gece olmuş ve sıra Ay Tanrıçası olan Artemis’e gelmiştir. Artemis gökyüzünde parlamaya başlar başlamaz, oklarıyla altı kız kardeşi birer birer öldürür. Dokuz gün boyunca kimse Niobe’nin evlenmemiş altı genç kızının ve altı delikanlı oğlunun naaşlarını getiremez. Ölüm merasimi dahi yapılamaz. Talihsiz Niobe evlatlarının cesetlerinin arasında saçını başını yolar, dizlerini döver, acı çığlıkları yer ve göğü inlettir. Başına gelen bu felaketten sonra o kadar çok gözyaşı döker ki, bir an gelir feryatları duyulmaz, hıçkırıkları işitilmez olur. Korkunç bir sessizliğin hüküm sürdüğü bu dağlarda, sevgili evlatlarının cesetleri arasında dilsiz bir varlık, adeta ıstırap heykeli halinde kaskatı kesilir. Zavallı yüreği bu acıya daha fazla dayanamaz ve Tanrı Zeus’tan kendisini kayaya dönüştürmesini ister. Syplos dağına gider, bu sarp dağın kayalıkları da onu sarmaşık gibi kucaklar, sarmalar. İlginç bir biçimde bu kayanın bir yüzü, yazın en sıcak olduğu günlerde bile nemli ve ıslaktır. Kim bilir belki de bu ıslaklık Niobe’nin gözlerinden süzülen yaşlardır ve hala ağlıyordur evlatlarına talihsiz Niobe…
Efesli Artemis:
Efes Artemis Kültü, aslında Kibele‘nin simgesel boyutta devamı niteliğindedir. Helenler bu bölgeye gelmeden önce, Efes’te Lelegler ve Karlar oturmaktadır. Kimi araştırmacılara göre bu topluluklar Tanrıça Leto kültünü benimsemişlerdir. Bazı araştırmacılar ise, burada da hâkim olan kültün Kibele olduğunu ifade etmişlerdir. Helenler, tanrıların anası olarak görülen ve çok yaygın bir inanca sahip olan bu tanrıçaya, birleştirme-sentez politikası izleyerek Artemis adını vermişlerdir.
Efesli Artemis’in Yunanlıların bakire Artemis’inden farklı özellikleri vardır. Yunanlı Artemis, ilkbahar ya da hilal ay ile yeni doğmuş bir genç kızı sembolize ederken; Efesli Artemis ise, Kibele ile benzer bir biçimde doğurganlığın sembolüdür. Efesli Artemis’in rahipleri de kendi erkekliklerini kurban etmek zorundadırlar. Boğa, Kibele’nin olduğu kadar Efes Artemis’in de kutsal hayvanıdır.
Yarın devam edeceğiz…