Siz ne derseniz deyin, devlet işinin yönetim tarzı bambaşka özellikler ihtiva eder. Öyle yoğurt yemeye benzemez.! Devlet işi bir mantık ister, akıl ve zeka ister, deneyim ister, bilgi ve görgü ister, ufuk ister, vizyon ister. Köklü bir devlet geleneğiniz varsa(Mısır-İran-Çin-Rusya vb.gibi)o geleneği iyi bilmeyi, geçmişinize hakim olmayı ister.Çünkü her ne kadar iktidar sahibi olursanız olun, ‘Muktedir’ olmak, başka bir haslet ister. Dün savunduğunuz bir tezin, bu gün tam aksini savunamazsınız. Savunursanız, güven kaybına uğrar, inandırıcılığınızı yitirirsiniz.Toplum balık beyinli değil, hele kuş beyinli hiç değildir. İnsan beyni düşünen bir organdır. İnsan beyni sorgulayan bir organdır. İnsan beyni doğru ile yanlışı ayıran bir organdır. İnsan beyni beyaz ile siyahı ayırt edebilen bir organdır. İnsan beyni tatlı ile acıyı ayırt edebilecek güçtedir. İnsan beyni gürültü ile müziği ayırt edebilen bir organdır. İnsan beyni soğuk ile sıcağı tefrik edebilen bir organdır. İnsan beyni hissiyatı analiz edebilen bir yetenektedir. İnsan beyni bulgular içinde, analiz edebilen bir organdır. Eskilerin tabiri ile idrak edebilen bir sisteme sahiptir. İnsan beyni vücuttaki oluşan enerjinin büyük bir bölümünü kullanan bir organdır. Tıp son 100 senede o kadar çok gelişti ki; insan vücudundaki bazı organların bile nakillerini başarabildi. Bir çok organ nakli gerçekleştirilmiş, ancak beyin nakli, bu güne kadar yapılamamıştır. Tıbbın,bir çok hastalığın nedenleri üzerinde çalışıp, çözümleri üzerinde büyük mesafeler kaydetmiş olduğunu görmekteyiz. Bilim adamları araştırma ve geliştirme üzerinde ülke bütçesinden büyük bir pay alarak, buluşları insanlık yararına sunmaktadırlar. Buluşların hepsinin adlarına, konu ile çalışan insanların ismi konulmakta. Bunların içinde bir adet TÜRK aramak boş bir hayal olur kanımca. Nedeni açık ve acı; çünkü ülkem içinde AR-GE olayı henüz yeterince desteklenen bir durumda değil. Kısıtlı bütçelerle araştırma kurumlarının ayakta kalma mücadelesi vermekte olduklarını üzülerek izlemekteyiz.! Beyin, nesillerle gelişim gösterir. Genetik tekamüle açık olduğunu bilim adamları söylerler. Bir kaç nesil gelişmemiş bir beyin, nasıl araştırma ve geliştirme üzerine proje üretip çalışabilir ki? Bunu tahayyül etmek bile saflık olur. Geçenlerde bir önemli ve yetkili bir şahıs : ‘’Bizim en çok rahatsız olduğumuz toplum, kültürlü halk ‘’ deme cüretinde bulunarak, halkın düşünmeyen, sorgulamayan bir toplum olmasını arzu ettiğini ifade etti.. Hatta toplumun gelişen bilimden uzak kalmalarını isteyen bu Devlet yetkilisinin, yönetim kadrosunda olması endişe vericidir. Esas hedefi, beynini kullanmayan bir toplum, yani ‘’sürü ‘’sünü idare etmek istemesi olduğunu düşündürmektedir. Genelde diktatörlük rejimlerinde hür fikirlerini toplumla paylaşan , toplumu aydınlatmaya çalışan düşünürler ve aydın halkın etkisini ortadan kaldırmanın tek yolu, onları toplumdan tecrit etmek olduğunu biliriz. Bu işlemde yapılacak tek iş, aydınları tutuklayıp bir yerde tutmak ve fikirlerinin yayılmasına engel olmaktır. Açık bir şekilde insanların beynini kullanmalarının engellenmesi, yöneticilerin istediği en önemli husustur. Tarihin her devrinde bu ve buna benzer tutumlar görülmüştür.

Benim yurdum insanı bu gerçeği uzakta olsa bir gün görecek. Bu gerçeğin çok acı bir reçetesi olabilir. Bu reçetenin ne kadar acı olduğunu aydın toplum zaten bilmektedir. Bilmekte ve o reçeteye rıza göstermekte olduğunu gözlemlemekteyiz. Ancak şurası muhakkak ki bir gün gelir, tüm karanlıklar aydınlığa çıkar. Onun için toplumu ve toplumun hafızasını, beynini hafife almamak lâzımdır.Bilhassa devlet yönetimine talip olanların, bu hususlara behemahal çok dikkat etmeleri gerekir.

SOZ SÖZ: ‘’ KESER DÖNER SAP DÖNER, GÜN GELİR HESAP DÖNER.’’