Altınkoza 55 yaşında ama ara belli dönemlerde yapılamadığı için, bu yıl 31.si düzenlendi. Festival sayfasında tarihçeyi okumanızı öneririm. Bir ara Hüseyin Sözlü döneminde, hangi akla hizmetse adı “Adana Film Festivali”ne dönüştürülmek istendi. Neymiş efendim “Berlin Film Festivali” şehrin adını duyuruyormuş. Neyse ki karşılık bulmadı. Adana’nın en değerli markası ALTINKOZA’dır.

1992 yılından bu yana festivali yakından takip ederim.

Sadece bu yılı yorumlamak isterim.

1-Basın toplantısına katıldım, Adana ve Ulusal basından daha çok kişinin katılmasını beklerdim.

2- Adana sanatçı konusunda çok zengin bir şehir, festival komitesi de bence başarılı isimlerden oluşuyor.

Festival apayrı bir konu ve bu konuda büyük deneyimi olan Festival Genel Koordinatörü İsmail Timuçin’in büyük denge olduğunu düşünüyorum.

3-“Orhan Kemal Emek Ödülleri” gecesi çok duygulandırdı beni. Nilüfer sahnesi ve samimiyetiyle yine harika bir seçimdi.

4-Uluslararası filmler kategorisinde beni en çok heyecanlandıran ise “Ben Küba” filmiydi.

5-Festivalin halkla buluşması noktasında gelen eleştirilere Zeydan Başkan, geniş bir bilgilendirme yaptı. “Köylere kadar ulaşıyoruz” dedi. Belli bir sosyokültürel birikime sahip olan ve sinemaya ilgi duyan Adanalılar, davetsiz gitmekten çekindikleri için etkinliklere katılamıyorlar. Odalar, STK’lar yoluyla üyelere davet mailleri gönderilmeli. Filmleri daha çok insan izlemeli.

6-“Büyük Ödül” gecesi PGM’de yapıldı. Salon derli toplu, ses-ışık güzeldi. Ulaşım kolaydı, park sorunu yoktu. Çukurova Symphonic Project çok güzel renk kattı geceye. 2 gecenin sunucusu çok iyiydi ama çok sevmeme rağmen Özlem Gürses bence olmadı.

7-Mehmet Aslantuğ, Serenay Sarıkaya, Uğur Polat festivale büyük renk ve coşku kattı.

Dev isim Nuri Bilge Ceylan’ın ağırlığı ve karizması büyüleyiciydi.

8-Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nün bu yılki sahibi, Polonyalı yönetmen Jerzy Skolimowski çok önemli bir konuktu.

Zeydan Başkanın ödül verirken yaptığı konuşmayı Esin Küçüktepepınar çevirmedi ve iyi yaptı.

9- En çok sorun yaşanan konuya gelelim. Geceye davetli olan insanların nereye oturacağı belli ama uygulanamıyor. Erken gelen başkasının yerini kapmış. Bu karşılama ve yerleştirme işini Derman ekibi yapıyor. Geçen yıl da fiyaskoydu, bu yıl da. Onlarca eleman, ellerinde listelerle konukları karşılıyor. Listede adımızı bile bulmadan “ Hangi gruptasınız?” diyorlar. Ben basın grubunda olduğumu söyledim PGM’de, “ Maalesef o bölüm dolmuş” deyip, bizi balkonda en arkaya gönderdiler.

10-Başkan ve güvendiği bir ekip, davetli listelerini incelemeli. Hz. İsa kostümü giyip Büyüksaat’te gezen bir meczup var, bu adamı kim davet etti mesela, basın koltuğuna kim oturttu? Bunun gibi kimler vardı kimler! Bir de hakettiği halde davet edilmeyenler vardır. Onu da incelemek lazım.

Ödül gecelerine davetli olmayanların geldiğini gördüm, karşılama ekibi buna engel olmalıydı.

11-Son bölümde çuvaldız biz Adanalılara. Size gelen davetiyeyi çaycınıza, şoförünüze verirseniz, insanlar Gala’ya terlikle gelir. “Koyu renk kıyafet” uyarısına da hepimiz uymalıyız.

12- Filmleri takip eden seyirciler arasında gençlerin çoğunlukta olduğunu duymak beni mutlu etti.

13- Festivalin içeriği, kurgusu güzel, daha çok ünlü sinema sanatçısı gelmeli, konuk ağırlama işi ciddi problem. Altınkoza’ya sahip çıkalım ki yaşasın