Tüm yaşanan olumsuzlukların bir sistem sorunu olduğu gerçeğini görmezden gelir ve çözümü kişilerde ararsak daha çok sorarız bu soruları. Dikkat ederseniz eskiden ülkeyi yöneten bir AK Parti iktidarı vardı. Ama şimdi varsa yoksa Erdoğan.

(DÜNKÜ YAZININ DEVAMI)

 

Peki! kim ya da kimler yönetecek?

Tüm yaşanan olumsuzlukların bir sistem sorunu olduğu gerçeğini görmezden gelir ve çözümü kişilerde ararsak daha çok sorarız bu soruları.

Dikkat ederseniz eskiden ülkeyi yöneten bir AK Parti iktidarı vardı.

Ama şimdi varsa yoksa Erdoğan.

Tek adam yönetimi pervasızca gücünü yoksul ve örgütsüz halk üzerinde kullanmayı sürdürünce muhalefet de geçmişte olduğu gibi yine iktidara öykünmeye başladı.

Nasıl gücü ele geçiren Cumhurbaşkanı her istediğini yapar duruma geldiyse muhalefet partilerinin liderleri de aynı ve benzer yöntemlerle kendi egemenlik alanları içerisinde demokratik olmayan yol ve yöntemlerle kendi iktidarlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

Ülkenin tüm zenginlik kaynaklarını sermaye lehine kullanan iktidara dur diyebilmenin yolu, bu durumdan olumsuz etkilenen tüm halk yığınlarını siyasi parti ayırımı gözetmeden bir demokratik güç birliği platformunda bir araya getirmekten geçiyor.

Bunun adı ne olursa olsun, yeni yaratıcı politikalar ve eylemlerle her geçen gün biraz daha yoksullaşan, yalnızlaşan ve kendisini çaresiz hisseden kitlelerin bu platformda asgari talep ve çıkarlar doğrultusunda mücadeleye katılması gerekiyor.

Kendi meslektaşları bir milletvekili anayasa hükmüne rağmen hala cezaevinde tutulurken kalıcı ve ses getirici bir eylem gerçekleştiremeyen, halkı daha çok açlığa mahkum edecek zamlarla ilgili gündem görüşüldüğü zaman bile meclise gitmeyen vekillerle,

Akbelen ormanları enerji baronları tarafından yok edilmeye çalışılırken, ayıp olmasın diye göstermelik ziyaretlerle sözüm ona muhalefet yapan siyasilerle,

Üç kuruşluk çıkar uğruna kendi köylüsüne ihanet eden muhtarlar ve patronların ellerine verdikleri basın açıklamalarıyla vicdan sömürüsü yapan sarı sendikacılarla bu mücadele sürdürülemez.

Deprem bölgesinde insanlar içecek su, kalacak çadır bulamazken; yöre halkının kime oy verdiğini sorgulama gafletine düşen, başarısız olduğu hiçbir konuda özeleştiri vermeyen siyasi parti yöneticileriyle bu ülkede hak savunuculuğu yapılamaz.

Şu günlerde muhalefet partilerinde halkın gazını almak için göstermelik delege seçimleri, kongreler, kurultaylar yapılıyor.

Seç beni, seçeyim seni anlayışıyla sözüm ona parti içi demokrasiyi hayata geçireceklermiş.

Oysa Hatay halkı hem acil ihtiyaçlarının karşılanması hem de kendi özgür iradeleriyle seçtikleri vekillerinin mecliste yer alması için samimi, sonuç alıcı bir muhalefet istiyor.

Gerektiğinde 5-10 değil 200 vekilin aynı anda Hatay’da, Akbelen’de , nerede hak ihlali varsa orada yoksul ve yalnız bırakılmış halkın yanında olmasını istiyor.

Yani demem o ki, sistemden beslenenlerle sistem değiştirilemez.