Yakıt alınır; uçaktan inen pilotlar halkın arasına karışır.
Halk; ilk defa gördüğü uçaklara hayranlıkla bakar.
Hatta o günün anısına,belki deşu an çoğu Sinoplu'nun dahi bilmediği bir anıt taş dikilir.
Bu uçuş oldukça riskli olduğu için, Deniz Kuvvetleri, uçakların gideceği hat üzerinde; Kocatepe, Tınaztepe ve Adatepe adlı deniz muhriplerini görevlendirir.
Filomuz ilk olarak Sivastopol Kacha Meydanı'na iniş yapar.
Ardından, 3 Sovyet uçağının eskortluğu eşliğinde, 4 saatlik bir yolculuk sonrası,bir sonraki durak olan Harkov'a inerler.
Burada onları, Sovyet Generali İlinin hükümet ve askeri yetkilileri karşılar.
Şehirde çeşitli davetlere katılıp 'Rus Uçak Sanayisi'ni incelerler.
23 Nisan1934 tarihinde 4 buçuk saatlik bir yolculuk sonrası, Moskova Hava Alanı'na gelirler.
Pist Türk Pilotlarının şerefine Sovyet ve Türk bayraklarıyla donatılmıştır.
Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan yetkililer ve Rus heyeti karşılamada hazır bulunur.
İstiklal Marşı çalınır.
Rus basını da ziyarete büyük önem vermiş ve alanda hazır bulunmuştur.
Ertesi gün şu manşet atılır;
"Dost Türk Ordusu pilotlarına selam"
İlerleyen günde heyetimiz operalara, müzelere ve askeri birliklere davet edilir.
Ve o gün geldiğinde, Türk filosuna Sovyetler tarafından çok büyük bir jest yapılır.
Türk filosuna en önde uçma görevi verilmiş, ardında 600 Sovyet Uçağı konumlandırılmıştır.
Tüm filo, Yüzbaşı Enver Akoğlu önderliğinde uçmuştur.
Türk filosu seyircilere, uçaktan Türkve Sovyet Bayrakları atarak izleyicileri coşturmuştur.
General Voroşilov,konuşmasını Türk ve Sovyet dostluğu üzerine hazırlamış ve şöyle bir konuşma hazırlamıştır;
"On sene öncesine kadar Batılı devletler, Moskova ile Ankara'yı yalnız bırakmak için ellerinden geleni yapmışlardır.
Moskova ve Ankara ise bu yalnızlık içerisinde, insanların saadeti ülküsünde buluşarak barış ve emniyeti temsil etmiştir.
Mazlum insanlar için,ölüm ve kölelikten başka bir kadere sahip olunabileceğini Moskova ve Ankara ispat etmiştir.
İhtilali yapanların barış ve insanların mutluluğunun aksine en küçük bir müsamaha göstermemişlerdir.
Ne 1 Mayıs'ta Kızıl Meydan'da, Lenin'in türbesini ve ihtilal liderlerini selamlayan Kızıl Ordu'da, ne de 29 Ekim'de Ankara Koşu Meydanı'nda Mustafa Kemal'i ve onun arkadaşlarını selamlayan Türk Ordusu'nda hiç kimse, asker olmanın verdiği şereften başka paye görmemiştir.
Hızla artan Türk Sovyet dostluğuna dikkatleri çekerek,iki ülkenin dostluğunun ne kadar kuvvetli olursa, ihtilalin getirdiği sorumlulukları yerine getirme hususunda kısa sürede başarıya ulaşılacaktır.
Stroim Dergisi de, törene ve Türklere özel sayı yapmış, derginin kapağına da Türkçe yazılar eklemişti.
Yine kapaktan Stalin'in "Türklerle olan dostluğumuz,gün geçtikçe kuvvetleniyor" cümlesine yer vermiştir.
(Devam Edecek)