Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı ile Kent Lokantasında Yüreğir’li vatandaşlarla ekmeklerini paylaştık.
Kent lokantasının kapısından içeri girerken yayılan sıcak yemek kokusu, aslında Yüreğir’deki dönüşümün kokusu… Tepsilerin metal sesi arasında karşımda duran Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın mütevazı hali, bugünün siyaset fotoğrafında alıştığımız karelerden epey farklı.
3 çeşit yemek 55 lira…
Bu cümleyi söylerken sesi bir vaat değil, bir zorunluluk hissi taşıyor:
“Yüreğir’in büyük kısmı düşük gelirli. Bu lokantalar halk için nefes.”
Kısa sürede iki kent lokantası açılmış, ikisi de dolup taşıyor. Yetmiyor, ikisi daha geliyor. Yüreğir’de sofralar büyüyor ama mesele sadece tabldotlardan ibaret değil.
“Beni seçenlerden mi korunacağım?”
Röportajın en dikkat çekici anı, Demirçalı’nın korumasız sokakta dolaşmasını sorduğumda yaşanıyor.
Gülüyor… Samimi ve doğal bir gülüş.
“Bu insanlar bana oy verdi. Niye kaçayım? Onlar zaten beni koruyor.”
Bir belediye başkanının çay ocağında oturup yan masadakilerle şakalaşması, esnafla kapı arasında çay yudumlaması bugünlerde kolaylıkla bir mizansen gibi görünebilirdi; eğer Demirçalı bunları göstermelik yapıyor olsaydı. Oysa o, sokağı kokusuyla, kalabalığıyla, gürültüsüyle gerçekten seviyor. Bir makam sahibinden çok, bir mahalle insanı gibi davranıyor.
Büyük yatırım değil, büyük dokunuş
Başkanın hizmet anlayışı da aynı sade çizgide:
“Kreş, taziye evi, ücretsiz cenaze hizmeti, kurslar… Bunlar lüks değil, ihtiyaç.”
Günde 4.200 kişiye sıcak yemek ulaşması da bunun en çarpıcı rakamsal karşılığı.
Bir buçuk yılda iki yeni kreş açılmış. Sanat Akademisi kurulmuş. Lise ve üniversite hazırlık merkezleri oluşmuş.
“Yüreğir çalışıyor, Yüreğir hak ediyor,” diyerek noktayı koyuyor.
Borç ödeyip fren sıkmayan belediye
650 milyon lira borç kapanmış.
200 bin ton asfalt dökülmüş.
“Ne hacizcimiz var ne işçiye borcumuz,” diye özellikle vurguluyor Başkan.
Ardından, “Asıl hızlanma şimdi başlıyor.”
“Yüreğir bugüne kadar görmediği hizmetleri görecek. Kaynaklarımız doğru kullanılıyor. Biraz sabır.”
Lokantanın kapısından çıkarken düşünüyorum…
Belki de Yüreğir’i asıl değiştiren, bu mütevazı ama güçlü duruştur.