İSKİ Skandalı…

Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve yöneticilerinin işin içine karıştığı bir skandal... Başroller Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen ve İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel'dir. Olayın patlak vermesi açısından da ilginçtir: Göknel'in eşi Nurdan Erbuğ kocası tarafından aldatılmıştır ve bunu hazmedemediğinden tüm rüşvet ağını ortaya çıkarır. Olay SHP'yi siyaset sahnesinden silmesinin yanında Recep Tayyip Erdoğan’ı da ortaya çıkarması bakımından ülkenin dönüm noktalarından biridir.

***

1994: Mafya Cinayetleri…

Ülkede bu kadar karışıklık yetmezmiş gibi bir de başımıza mafya infazları çıkmıştı. Bermuda Şeytan üçgeni olarak da bilinen Sapanca-Adapazarı-Düzce arasındaki ölüm üçgeninde mafya birçok infaz gerçekleştirdi. Behçet Cantürk, Savaş Buldan bunlardan birkaçı. Aynı üçgende Jitem'le bağları bulunduğu iddia edilen Binbaşı Cem Ersever'in de cesedi bulunmuştur. Hatta bu olaylar silsilesi Kurtlar Vadisi'nin ilk sezonunda işlenmişti. Olayın en büyük tanıklarından birisi de gazeteci yazar Soner Yalçın'dır. Bununla ilgili Binbaşı Ersever'in İtirafları ve Behçet Cantürk'ün Anıları adlı iki kitabı vardır. Kısaca mafya hesaplaşmalarının ve beyaz torosların senesi oldu 1994. Bizi yavaş yavaş Susurluk'a ve 28 Şubat'a sürüklediler...

Civangate Skandalı…

Siyaset, bürokrasi, iş dünyası ve mafyanın bu kadar iç içe olduğu ilk defa bu skandalla öğrendik. Emlak Bankası Genel Müdürü Engin Civan ve müteahhit Selim Edes arasında rüşvet konusunda anlaşmazlık doğar. Olay, Alaattin Çakıcı'ya bildirilir ve o da Engin Civan'ı vurdurur. Daha sonra olayın içinde dönemin siyasetinde bir ağırlığı olan Özal'ların olduğu ortaya çıkar. Bu olayda akılda en çok kalan sözse 'Rüşvetin belgesi mi olur pezevenk'tir...

DEP Olayları: Yemin Krizi / DEP'in Kapatılması…

Olay, milletvekili yeminleri sırasında Leyla Zana'nın Kürtçe yemin etmesiyle patlak verdi. Leyla Zana, Hatip Dicle, Sırrı Sakık, Ahmet Türk tutuklanarak DGM'ye sevk edildi. DEP kapatıldı. Ama bunun en büyük yansıması Kürt siyasetinin sosyal demokrat çizgiden ayrılıp radikalleşmesi ve PKK'ya yakınlaşması oldu.

***

90’lı yıllar, ülkemizde karanlık işlerin yaşandığı ve birçok olay çözülemediği gibi, faillerinin dahi yakalanamadığı kötü bir dönemde aslında. Bizim kuşaktaki insanlar için biraz tozpembe olan bu dönem, gerçekte cinayetlerin, suikastların sıkça yaşandığı unutulması istenilen yıllardı. Siyasi olaylar, sağ-sol kavgaları, terör olayları, cinayetler, suikastlar, depremler, maden kazaları… O dönemleri bizzat yaşayan, takip eden büyüklerimiz bazen abartarak anlatıyor derim kendi kendime.

Lakin şimdi dahi iyi anlıyoruz; Haklılarmış!

90’lı yıllar Türkiye için hakikaten zor geçmiş. Çok zor dönemler geçirmiş, çok büyük sıkıntılar çekmişiz. 90’lı yıllarda yaşanan terörler, cinayetler, suikastlar, rüşvetler, kaoslar, trajediler ve acı dolu günler umarım bir daha yaşanmaz. Kimsenin üzülmemesi ve en önemlisi anaların ağlamaması için hepimizin aynı gemide olduğunu unutmayalım yeter.