Yunan mevzilerini teftiş eden bir İngiliz generalinin; “Türkler bu tahkimatı altı ayda aşarlarsa, bir günde aştık diye öğünebilirler” dediği yer, dört gün gibi kısa zamanda geçildi. Parola kısa ve kesindi:

“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir… İleri!”

Eskişehir’den, Sakarya’dan, İzmir’den Yunan kaçıyordu… Kaç ha kaç… Kemal’in Askerleri kovalıyordu peşlerinden ta Afyon’dan beri; dört nala, çala kırbaç…

Artık zafer yakındı, uzansak tutacaktık sanki… Günlerce açlığa, susuzluğa meydan okumuş, umutla el birliği etmiş bir ordunun, yalın ayaklarındaki sızıydı o zafer…

Yuvalarını, bebelerini terk ederek askere cephane taşıyan kadınların sırtındaki ağrıydı o zafer…

Evini, yurdunu, bağımsızlığını kaybetmesine ramak kalmış; kanlı gözyaşlarıyla cepheden haber bekleyen bir milletin sevinç çığlıklarıydı o zafer..

Ve biz, o zafer uğruna vuruşa vuruşa ölmeye ant içmiştik…

Sakarya boylarında her karış toprak, kahraman Türk’ün kanıyla sulandı, hamurlaştı. O topraklar Çanakkale kadar vatanlaştı, o kahramanlar Kür Şad kadar yüceldi, destanlaştı…

Son zafer kazanılmıştı artık… Kara bulutlar dağılıyordu üzerimizden… Gün bir başka doğuyordu o bilinmeyen tepelere…

Türk tarihinin akışı değişmişti 30 Ağustos sabahı… Başbuğ Mustafa Kemal’in önderliğinde vatan uğruna şahlanan Türk Milleti, Sevr Antlaşması’nı parçalayarak Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış ve “TÜRK” adını taşıyan devletinin temeline ilk harcı koymuştu. Zafer öncesi Türk Ordusu, 23 Ağustos-12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Savaşı'yla Yunan orduları gerilemek zorunda kalmıştır. Uzun zamandır Türk Ordularının elde ettiği ilk başarı olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Sakarya Savaşı'ndan sonraki başarısı nedeniyle Mustafa Kemal'e mareşal ve gazi unvanları verilmiştir. Tarihin bu dönüm noktasından sonra Yunan ordusunun ve diğer işgalci güçlerin topraklardan atılma kararı alınmıştır.

Sad planı adı verilen taarruz planı, Ocak ve Nisan aylarında iki kez ertelenmiştir. TBMM'nin 20 Temmuz 1922'deki oturumunda kendisine dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa, taarruz kararını Haziran ayının ortalarında almıştır. Bu karardan sadece Batı Cephe Komutanı İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa’nın bilgisi olmuştur. Taarruzun hazırlıkları tam anlamıyla zor şartlarda Ağustos ayında tamamlanmıştır.

Büyük Taarruz, Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu'dan atmak için düşünülüp planlanan gizli bir harekâttır. Mustafa Kemal Paşa, 6 Ağustos 1922’de Batı Cephe Komutanı İsmet Paşa’ya, ordularına gizli olarak hazırlanması emrini ve 20 Ağustos 1922’de saat 16.00’da geldiği Akşehir karargâhından 26 Ağustos sabahı düşmana taarruz emrini vermiştir. Bütün harekât gece yapılacak, birlikler gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında istirahat edecekler şekilde tertip alınmıştır. Batı cephesinin kuzey ve güneydeki Türk birlikleri, büyük bir gizlilik içinde, Kocatepe bölgesine kaydırılmıştır. İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane gizlice Anadolu topraklarına getirilmiştir. 24 Ağustos’ta, karargâh Akşehir’den taarruz cephe gerisindeki Şuhut kasabasına, 25 Ağustos’ta muharebenin idare edileceği Çadırlı Ordugâha nakledilmiştir. Türk ordusunun, Afyon Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz, taarruz birlikleri, gece savaş düzeni almış beklerken, saat 04.00’te Başkomutan Mustafa Kemal ve İsmet Paşa, atlarına binmiş Afyon-Kocatepe’deki gözetleme yerine ulaşmışlardır.

26 Ağustos sabahı, cesaret ve inançla zafere giden yol, saat 05.30'da Türk topçu ateşi ile düşmana taarruz başlamış, ardından süngü savaşları yaşanmıştır. Birkaç saat içinde düşman mevzileri ele geçirilmiş ve 30 Ağustos'ta düşman çember içine alınmıştır. 4 gün süren taarruz boyunca Yunan kuvvetleri dağıtılmış ve çoğu esir alınmış ve kalan Yunan kuvvetleri İzmir'e çekilmiştir. Tasavvur edildiği gibi, 5 gün içinde Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin imha edilmesi ile kesin netice alınmış ve Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştır. Bu zafer, Anadolu'yu yeniden vatan yapmış, bir milleti bağımsızlığa kavuşturmuş ve tarihe altın harflerle yazılmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül’de Uşak'ın Eşme İlçesi'ne bağlı Takmak Köyü yakınlarında Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Kurmay Başkanı General Asım Gündüz ile birlikte, gölgesinde oturduğu bir meşe ağacının altında karargâh subaylarından Şükrü Ali Bey'e; “Batı Cephesi Kumandanlığı” antetli bir kağıda “Ordular, İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri.” sözleri ile biten tarihî emrini yazdırmış ve hedefi göstermiştir.

Yarın devam edecek…