Başlıktaki söz kime ait? Abd'nin ülkemize ve Suriye'ye adeta ayar vermek için atadığı elçisine ait. Ne diyor bu tip? "Hedefimiz 2026'da Heybeliada ruhban okulunu açmak". O nasıl bir hedef ya! Sen bu hedefi neye göre, kime göre, niçin, nasıl belirliyorsun? Ama adam haklı. Papa'ya karşı gösterilen ilgi, Papa için ağlamak, hiç bir hıristiyan ülkenin yapmayacağı bir karşılama, ağırlama ve adeta hıristiyan ülkesi gibi davranmak bu adamın bu sözleri söylemesi için zemin hazırlamaktır. Gerçekten 1925 yılında 1600. Yıl izni verilmemişken 1700. Yılda hem de İslâm'ın temsilcisi(!) iddiası ile insanımızın önüne konmuş olan bu iktidar zamanında bu ne tiyatro? Karşılama gelir geçer diyelim de bu Ekümeniklik konusu ne olacak? Lozan nasıl yok sayılacak? Bakın Türk Ortodoks Patrikhanesi ayakta durduğu müddetçe Rum Ortodoks Kilisesi'nin Ekümenik olması mümkün değildir. Biz Türkiye olarak Papa'ya, Bartelemo'ya bu akıl almaz yağları yakacağımıza, Türk Ortodoks Patrikhanesi'ne sahip çıksak daha doğru olmaz mı? Ama olmaz değil mi? Çünkü Türk Ortodoks'u değil mi? Yani, Türk var. Tıpkı, Türk Kerkük'te Türkmen'e en büyük oyunu oynayan Barzani'nin yaptıklarına göz yummak gibi. Sonradan sözler söylenmiş. Adam göstere göstere kilometrelerce yolu geçip gelecek. Adam ülkemizde iktidara mensup birinin gözyaşları ve yalvarmaları ile karşılanacak ve bu işler olduktan sonra da gösterilen tepki üzerine adama laflar söylenecek. Ne güzel değil mi? Tıpkı terörist başının ayağına gitme işi gibi. Katil terörist başı gelin ayağıma diyecek, ayağına gidilecek, ne zaman gidildiği, ne görüşüldüğü, ne söylendiği Türk Milleti'nin önüne konmayacak, yani Türk Milletinden gizlenen görüşme bilgileri terörist örgüt tarafından bilinecek, sonra da bir sürü laf. Ne güzel iş değil mi?

Gerek Papa, Rum Ortodoks Kilisesi, Ekümeniklik iddiası,

Gerek dünün onbaşımız ile muhatap olabilen Barzani’sinin afra tafrası,

Gerekse terörist başı ile olan ilişkilerin aynı günlerde yaşanması sizce bir tesadüf müdür?

Bütün bu konular olurken, sanki ülkemize ve bölgemize atanmış bir vali gibi sürekli ayar vermeye çalışan abd elçisinin varlığı bir tesadüf müdür?

Ne dersiniz, tesadüf mü?

Ülkemiz ve Türk Milleti bu oyunları görmüyor zannedenler yanılıyorlar ve yanıldıklarını er veya geç anlayacaklar. Bunun en somut göstergesi, bütün stadyum tribünlerinde her hafta atılan sloganlardır. Bu sloganları atanlar, toplumun her kesiminden gelen insanlardan oluşmaktadır. Hiç olmazsa bu gerçeği görmek gerekmez mi?