Bu yazımı günlük yaşanan ağır konulardan ayrılarak yazmayı tasarladım. Ya da okurum öyle zannetsin(!)...
Yusuf AKÇURA, yaygın söylenişi ile Akçuraoğlu Yusuf, Kazan'a göçen Kırım Türklerindendir. Bugün herkesin mutlaka tanıması ve bilmesi gereken bir kişiliktir. Neden mi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu iradesi olan Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK üzerinde fikir ve düşünce konusunda etkili olan kişilerin en başında gelmektedir. Diyebilirim ki, Büyük ATATÜRK'ÜN fikir babam dediği Ziya GÖKALP'ten bile etkilidir. Çünkü GÖKALP maalesef çok erken dönemde, 1924 yılında hayata veda etmiştir.
Yusuf AKÇURA ile ilgili bilgileri zaman zaman vermeye devam ederim, etmeliyim de...
16 Eylül 1919 tarihinde kuruluşunda büyük emeği olan Türk Ocağı’ndaki konuşmasından bazı aktarmalar yapacağım.
"Toplumsal ve siyasi olaylar üzerine teoriler kurmak, sınıflandırma yapmak çok zordur. Bilimsel diye iddia edilen teori kurmak ve sınıflandırma yapmanın çoğu kişiseldir."
"Günlük işler peşinde koşan, fırsatçı bir siyasetçi olsa idim, bir kaç sene önce yazdıklarımı, söylediklerimi asla hatırlamak istemez, hatırlatırlarsa acı duyar ve sıkıntı çekerdim. Çünkü bugünkü pratikle ilgili düşüncelerim çoğunlukla bir kaç sene öncekilerle zıtlık oluştururdu. Oysa ben, birkaç sene önceki iddialarımın da bugün doğru olduğunu iddia ve ispat etmek amacındayım."
Akçuraoğlu Yusuf'un 1919 yılında söylediği sözler bugünkü siyasette geçerli mi? Çoğunluk hayır diyor gibi geldi, doğru mu anladım?
Aynı konuşmadan farklı bir aktarım da yapmak istiyorum.
"1914 yılının 6 Kasımında, yani Cihan Harbi'ne girişimizden pek az zaman sonra, beni dinlemek lütfunda bulunanlara diyordum ki; Osmanlı Devleti'nin bugün tuttuğu konum tarihçe hatasızdır... Biz bu harbde bütün savaşanların kabul ettiği ve saygı duyduğu bir esası, milliyetlerin bağımsızlık ve özgürlüklerini, dinlerin bağımsızlık ve özgürlüklerini, yani yalnız gasp ve zapt etmeye dayanan fiili olaylara karşı, vicdan ve değişmez ilkelerin ortaya koyduğu istekleri savunuyoruz. Bu mutlak ilkelerin gerçeğe dönüşmesini istiyor ve onun için kan döküyoruz. Türkleri, İslamları kendilerinin arzusu yönünde kurtarmak, yaşatmak istiyoruz."
Yusuf AKÇURA gibi dünya siyasi tarihine mal olmuş bir kişinin bizim 1. Dünya Savaşı'na girişimize yaptığı bu kısa yorum bugün sürdürülen bu konudaki tartışmalara ışık tutar düşüncesindeyim. Yukarıda da dediğim gibi Yusuf AKÇURA'YA zaman zaman döneceğiz, dönmeliyiz.