Herkesin merakla beklediği asgari ücretin ne kadar olduğu Çarşamba günü açıklanacakmış. Vallahi de, billahi de asla merakla beklemiyorum. Asgari ücrete zam yapsalar kaç yazar! Marketler, pazarlar el değmeyecek şekilde yanıyor. Her şey o kadar pahalı ki, eğer çocuğunuzla markete gittiyseniz zaten vay halinize. Aldığınız maaş kendinize bile yetmezken, bir de ev geçindirenler var... Eğer iyi bir işte çalışmıyorsanız ya da aileden gelen bir zenginliğiniz yoksa yandınız demektir. Sabahlara kadar düşünüp durursunuz...

Eskiden beri asgari ücretin belirlenmesi ülkede hep sorun teşkil etti. O tarihlerin birinde yapılan bir uygulama sonucunda büyük şairimiz Ümit Yaşar Oğuzcan’ın bir şiiri var; Asgari ücret arttı diye, her şeye zam gelecekse eğer, olmaz olsun. Bence şu an herkesin ortak düşüncelerinden biri. Ama benim algılayamadığım bir şey daha var. Kime sorarsanız sorun “gayet güzel geçiniyoruz ”diyorlar. Bir yandan da yine kime sorarsanız sorun,  “bu fiyatlar ne böyle, hiçbir şey alamıyoruz” diyorlar. Ee biz şimdi kime inanacağız? Biraz araştırma yaptığınız da aslında nasıl vahim halde olduğumuzu görebilirsiniz.

TÜRK-İŞ Araştırmasının 2023 Kasım ayı sonucuna göre;

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı)  14.025 TL’ye,

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlariçin yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 45.686,81 TL’ye,

Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 18.239,8 TL’ye yükseldi. 

Yakın bir zamanda yapılan araştırmanın sonucu, insanlar bir hevesle bekledikleri asgari ücretten yine memnun kalamayacaklar. Her şekilde açsın, her şekilde paran hiçbir aldığına yetmiyor! Tek bildiğim bir şey var; artık hiçbir şeyin iyiye doğru gitmediği. Aslında gelişmemiz gerekirken, daha çok gerilediğimizi görebilirsiniz. Yurt dışında markete gittiğinizde onlarca şey alabilirken, burada tek bir şey alabiliyorsunuz ve bu insanın zoruna gidiyor. Sözcü Gazetesinin yazarı Emin Çölaşan’ın bir yazını paylaşmak isterim. Gerçekten ağzınıza sağlık;

“Bir yanda her gün patlayan yeni zamlar...  Başka bir yerden geliri yoksa asgari ücrete talim eden vatandaş bu parayla kira ödeyecek, ısınacak, işe gidiş gelişi için yol parası verecek, mutfak harcamalarını yapacak, çocukları varsa eğitim masraflarını karşılayacak, ilaç alacak. Türkiye’yi öyle bir hale getirdiler ki, milyonlarca insanımızın neredeyse tamamı asgari ücretle çalışmaya razı edildi. İş arıyorsunuz, şansınız yaver giderse, ya da torpiliniz varsa buluyorsunuz. Ancak elinize geçecek parayla geçinmenizin mümkün olmadığını da biliyorsunuz İtiraz etme, ya da seçme hakkınız yok. Aksi takdirde, her seferinde aldığınız yanıt aynı oluyor: İşine geliyorsa kardeşim... Bak, bu iş için kapıda bekleyen yüzlerce kişi var. Sen gidersen elimizi öpeni alırız!”

 Çok gerçekçi bir yazı. Artık o hale geldik bizleri asgari ücret almaya zorunlu kıldılar ama yeri geliyor. Bazı iş yerleri bunları bile size vermekten çekiniyor. Kendi kendinize şey demeye başlıyorsunuz ; “Keşke asgari ücret olsa” demeye başlıyorsunuz. Bizlerde “Dimyat’a Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmak” olmamak için söylenen ya da verilen her şey tamam demek zorunda kalıyoruz. Bir gün her şeyin düzelmesi ümidiyle diyelim….