Bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de, artan nüfus, mevsimlerin geçmiş yıllara oranla kurak geçmesi ve küresel ısınma nedeni ile her geçen yıl suya olan talep artıyor.

Buna karşılık, tatlı su kaynakları hızla azalıyor.

Bunlara bir de; biz insanların içme ve kullanma sularını, hoyratça kullanımını eklersek, Dünya’nın yakın zamanda “su sıkıntısı çekeceği” gerçeğinisanırım açıkça gözler önüne seriyor.

Son yıllarda; bilim insanları, medya ve konunun uzmanları, tatlı su kaynaklarının her geçen yıl biraz daha azaldığını söyletip duruyorlar.

Dünya yüzeyinin dörtte üçünün sularla kaplı olmasına rağmen; pahalı işlemlere tabi tutmadan kullanabileceğimiz tatlı su miktarı oldukça sınırlı.

Önümüzdeki 15 yıl içerisinde “su ihtiyacımızın” yarı yarıya artacağı hesaplanıyor.

Yani; şimdilerde 5 bin metreküp civarında olan su sarfiyatı, 2020’li yıllarda 7 bin metreküp’e çıkacakmış.

Oysa biz kalemşörler onlarca yıllardır “Türkiye su zengini ülkelerden biri” diye yazıp durduk.

Yanılmışız, yanıltılmışız..

Türkiye; 3 tarafı 4 ana denizle (Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz) çevrili olmasına rağmen, tatlı su varlığı açısından öyle zengin bir ülke değilmiş.

Karadeniz’deki o “sel”lere bakıp da yanılmayın.

Türkiye genelinde yıllık ortalama yağış miktarı yaklaşık 643 milimetre (nasıl bir ölçümse) imiş.

Bu rakam da ortalama 800 milimetre olan Dünya Ortalaması’nın altında bulunuyor.

İnsan bunları duyunca; hortumu evin çeşmesine bağlayıp keyifle arabasını yıkamaktan utanıyor.

Ülkemizin; çevre olaylarına tek duyarlı kuruluşu Tema Vakfı bu yıl “21 Mart Dünya Su Günü”nü “Ormanlar ve Su” temalarıyla kutladı.

Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, bu vesile ile yaptığı konuşmada çok doğru tespitler yaparak şöyle dedi;

“Geçtiğimiz yıl çalışmalarını başlattığımız ve önemli bulgular elde ettiğimiz ‘Türkiye’deki su varlıklarına yönelik tehditler’ haritasını, gönüllülerimizin katkılarıyla, bu yıl da güncellemeye devam ettik. Bize yapılan bildirimler sonucu, su varlıklarımızın, kirlenme, kuruma ve biyo çeşitlilikte azalma gibi tehditlerle karşı karşıya olduğunu gördük”

Tema Vakfı, bu çok önemli çalışması ile Türkiye’de 87 ayrı su varlığının tehdi altında olduğunu tespit etmiş.

Ancak; bu ciddi uyarılara devlet dahil, pek kulak veren olmamış gibi görünüyor.

Beklerdik ki; televizyonlarda yayınlanan kamu spotlarının arasında bu hususta da uyarılar olsun.

Belediyelerimiz “suyu hoyratça kullanan” abonelerine bazı yaptırımlar uygulasın.

Sahi; şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, eline bahçe hortumunu alıp arabasını yıkayan olur mu?

Duyar gibiyim “olur…olur” diyorsunuz.