Kıbrıs adı geçer geçmez aklıma gelen isim Rauf DENKTAŞ'tır. Rauf DENKTAŞ'a olan saygı ve sevgimiz sonsuzdur, sınırsızdır, tıpkı Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK'e olan sınırsız, sonsuz sevgimiz, bağlılığımız gibi. Buna bağlı olarak Kıbrıs konusu geçtiğinde DENKTAŞ ölçeğinde bakma alışkanlığı edinmiş bulunmaktayız. 2004 Annan planı oylamaları döneminde DENKTAŞ'a ülkemiz iktidarı ve destekçilerinin neler yaptıklarını, neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Ne kadar üzülmüştük. Oylama için Kıbrıs ile iletişime geçtik ve rahmetli Rüstem KOCDURMUŞOĞLU ağabey ile yaptığımız oluşum sonucu Kıbrıs seçmenini tek tek arayarak Hayır istedik. Ama maalesef Evet çıktı. Çünkü iktidarın gücü ve iktidarı içeriden, dışarıdan destekleyenlerin gücü fazla geldi. Evet çıkmasına olağanüstü üzülürken Kıbrıs Rumları imdadımıza yetişti(!) ve neyseki orada büyük oranda Hayır çıktı da KKTC'mizi kurtardık. Bunları neden anlattım biliyor musunuz? Sayın Rauf DENKTAŞ'ın kurduğu Ulusal Birlik Partisi(UBP), KKTC'de hep destek verdiğimiz ve başarılı olmasını istediğimiz parti oldu. Son KKTC seçimlerinde de öyle düşünmüştük. Bu nedenle çok fazla araştırma gereği duymamıştık. Ama işin derinine girince çok farklı durumlarla karşılaşılabileceğini Türkiye deneyimlerimizden bilmeli idik. Bir özeleştiri olarak söylüyorum; Kıbrıs ile, partiler ile, kişiler ile ilgili bilgi edinebilmemiz mümkün iken bu yola başvurmayıp sanki Rauf DENKTAŞ yaşıyor gibi düşünmek yanlış olmuştur ve yanlış düşüncelere sürüklemiştir. KKTC'ni korumak ve savunmak başka bir iştir, bir kişiyi veya bir partiyi savunmak başka bir iştir. Aynısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti için geçerli olması gerekmez mi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üzerinde hangi kişi, hangi parti, hangi grup olabilir? Ne diyor Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK; "Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır." İşte asıl olan bu düsturdur. Bu anlattıklarımın ışığında bu aşamadan sonra yeni seçilen KKTC Cumhurbaşkanı'nın Federasyon değil son noktada iki devletli bir yapılanma için çalışması gerektiği yönünde uğraş vermek durumundayız, zorundayız. Türk askerinin adada kalıcılığını sürekli vurgulamak zorundayız. Üçüncü olarak da şartlar ve sonuç ne olursa olsun Türkiye'nin garantörlüğünden vazgeçemeyeceğini ısrarla belirtmek zorundayız. KKTC ve geleceği ile ilgili olarak son zamanlarda iletişim halinde olduğum Sabahaddin İSMAİL Bey'i yakından takip etmek gerektiğini söyleyebilirim. Gördüğüm kadarı ile Rauf DENKTAŞ Bey'in bize bıraktığı emanettir.

Bir de unutmadan söylemeliyim; Kıbrıs seçimlerine ülkemizden müdahale edilip birilerine destek verilecekse, bu işi yapmak için Süleyman Soylu, Cüppeli Ahmet gibileri görevlendirme değil tam tersi, kazanması istenilmeyenlere destek olmaları sağlamalıdır.