Usta yazar,Yaşar Nadir Atilla "Bu ülkeyi savunurken yaralanan, can veren tüm askerlerin anısına" ithaf ederek, askerlik anılarını kaleme almış.
Lütfedip bana da imzalamış.
Artık; güzel eşi, Ayla kızım mı zorlamış, yoksa kendi mi hatırlamış, bilemem.
Önsöz'ünü birlikte okuyalım mı?
***
Bu kitabı yazmamda hiç kuşkusuz oğlumun çok büyük etkisi oldu.
Birkaç yıl önce kısa dönem bedelli askerlik görevine, biraz da benim üstelememle gitmiş, üç hafta süren askerliğini Çorum'da yapmıştı.
Yemin töreni için gittiğimde; onun tören yürüyüşü sırasında,sert adımlarla nasıl yürüdüğünü, coşku ile nasıl yemin ettiğini görünce 'asker ocağında' yeniden karavana'nın insanı nasıl değiştirdiğine bir kez daha tanık olmuştum.
Tören sırasında sohbet ederken;
" Baba,keşke askerlik süresi biraz daha uzun olsaydı" demişti.
Oğlumun,başta askere gitmekte pek istekli olmaması, ama o ocakta üç hafta geçirdikten sonra, orada geçirdiği sürenin çok kısa olmasından söz etmesi
üzerine bu ocakta dolu dolu geçen; yönetilmeyi ve yönetmeyi öğrendiğim 16 ayımı yazmaya karar verdim.
Askerlik süresince, çok sayıda anı biriktirdim.
Bu anıların arasından, hangilerini seçip kitaba koyacağıma karar verirken zorlandım.
Bu kitapta yer alanlar, benim onlarca anı arasından seçtiğim anılardır.
Anıların, kahramanlarının ya adlarını değiştirdim, ya da onlara adları yerine, doğum yerleri ile seslendim.
On altı ayımı geçirdiğim bu ocakta güzel dostluklar edindim. Bu dostlarımla aradan 47 yıl geçmiş olmasına karşın, hala görüşürüm.
Gerçekten de asker ocağında edinilen arkadaşlıklar başka oluyor.
Kitapta geçen olaylar tümüyle gerçekleri yansıtmaktadır.
Ne bir eksik ne bir fazla.
Eğer yazılanlar gerçek olmasaydı zaten onlara 'anı' diyemezdim.
Askerliğim on altı ayının on iki ayını geçirdiğim Artvin'deki bölük komutanım Yüzbaşı Kayhan Özmen'den çok şey öğrendim.
Göreve başladığım ilk günlerde ilişkimiz biraz gergince, sadece ast-üst ilişkisi düzeyindeydi.
Ancak; zaman geçip o beni, ben onu daha iyi tanıyıp, birbirimizi anlamaya başlayınca çok iyi bir ikili olduk.
Ondan çok şey öğrendim.
Görev yaptığım süre içinde, elde ettiğim başarılarımda onun payı büyüktü.
Kitabın yazılımı bir yılımı aldı.
Bu kitabın yazılımında, dolaylı da olsa, payı olan oğlum Atılgan'a, öykülerin derlenip toparlanmasında yardımını gördüğüm Tuğba Özgen'e, yazım süresi içinde, bana desteğin esirgemeyen eşim Ayla'ya içten teşekkür ederim.
Bu kitabı; yurdu ve ulusu için şehit ve gazi olan tüm yurtseverlere adıyorum.
***
Kayhan Özmen, ben göreve başladığımda üsteğmen'di.
Daha sonra yüzbaşılığa yükseldi.
Bundan yıllar önce emekli bir Tuğgeneral ile tanıştım.
Kayhan Özmen'in Harp Okulundan devre arkadaşıymış.
O'nun Albaylıktan emekli olduktan kısa bir süre sonra hakka yürüdüğünü söyledi.
Toprağından çiçek eksilmesin.
**
Bu ülkeyi savunurken yaralanan, can veren tüm askerlerin anısına.