T.C. Merkez Bankası geçtiğimiz günlerde beklentinin aksine “politika faizini” % 19’dan % 18’e indirdi. Piyasaların, ekonomi yazarlarının, akademisyenlerin büyük çoğunluğu bir değişikliğe gidilmeyeceğine inanıyordu. Buna göre finansal varlıklarda fiyatlamalar yapılmıştı. Alınan kararın ilk anda ekonomi dünyasında “şaşkınlık” yarattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İlk tepkiyi döviz kurları verdi. Amerikan Doları 8.30’dan 8.80’ene, Ero 10.050’den 10.420’lere fırladı. Borsa İstanbul’da başta banka hisseleri olmak üzere bazı hisse senetlerinde % 5-6’ ya varan düşüşler yaşandı.
Yazımı okuyan çoğu okurun “biz bu filmi çok izledik” dediğini duyar gibiyim. Zorlama faiz indirimi sonucunda geçmişte yaşanan kötü olayları, hep birlikte ödediğimiz acı faturaları hatırlatarak canınızı sıkmak istemiyorum. Ne var ki ekonomi dünyasının önemli bir kısmının, “uygun ortam” hazırlanmadan yapılacak faiz indirimlerinin, yakın geçmişte sıkça tekrarlandığı gibi döviz kurlarını aniden zıplatarak ciddi sıkıntılara neden olmasından endişe ettikleri bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.
Siyasi iktidarın faizlerin bir an önce indirilmesini istediğini, bunun için T.C. Merkez Bankası’na “mahalle baskısı” yaptığını hepimiz biliyoruz. İş dünyasının, tüketicilerin, üreticilerin kısaca toplumun tamamına yakınının düşük faiz ortamını sabırsızlıkla beklediği tartışma götürmez bir hakikattir. Öyle ise faizler niçin düşmemektedir? Faizleri sıfır veya sıfırın biraz üzerinde olan ülkeler bunu nasıl başarmıştır? Sorunun cevabının değinilen ülkelerin incelenmesiyle bulunulacağı aşikardır.
Faiz oranları sıfıra yakın ülkelerde demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü son derece gelişmiştir. İç ve dış yatırımcıların ihtiyaçlarını karşılayacak “yatırım ortamı” sağlanmıştır. İleri teknoloji içeren, katma değeri yüksek, ihracat potansiyeli olan ürün ve hizmetlerin üretildiği bir ekonomi yaratılmıştır. Vatandaşları “yüksek eğitimli”, dünyada geçerliliği olan “mesleğe” sahip, en az iki yabancı dili konuşabilir durumdadır.
Yukarıdaki paragrafta nitelikleri sayılan ülkeler dış ticaret açığı değil, dış ticaret fazlası verdiğinden, oralarda döviz noksanı yerine, döviz fazlası oluşmaktadır. İhtiyaçtan fazla dövize sahip olan ülkelerde kurlar, faiz artış veya azalmasına ülkemizdeki kadar sert tepki vermezler. Üretim ekonomisi hakim olduğundan vergi gelirleri toplumsal ihtiyaçlar için gerekli harcamaları karşılayacak düzeydedir. Bütçe açıkları yok denecek kadar az veya finansmanı düşük faizlerle karşılanır vaziyettedir. Ulusal paraları tüm dünyada geçerlidir. İşte böyle ülkelerde “faiz düşürüldü” diye “döviz kurları” artmaz. Hele ekonominin genel dengesi hiç sarsılmaz. Ülkemizin de söz konusu ülkelere benzeyerek, faiz oranları üretim ve tüketimi destekler seviyede olması dileğiyle yazımı noktalıyorum.
Saygılarımla,