“Bu kadar çok insan, neden bu kadar büyük yanılgıya düştüler? ” Sorusu maalesef klasik ekonomi bilgisiyle cevap veremeyeceğimiz bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Şüphesiz krizin birçok sebebi var ve ekonomistler, bu sebeplerin neler olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Ancak olaya insan psikolojisi ve sürü etkisi gözüyle de bakmadığımız müddetçe, ekonomik bilgilerimiz de yetersiz kalacaktır. Gazeteler ve artık sosyal medya, sürü psikolojisini yönetmenin en kolay yoludur. Bir haber gerçeği yansıtsa bile insanların yaptığını sorgusuzca takip etmenin bir anlamı yokken, bir de haberler gerçeği yansıtmıyorsa? Bir haberin gerçek olmasına gerek yok, bu tarz medya ortamlarında dönen haberler herkes tarafından doğru kabul ediliyor. 6-7 Eylül 1955 olaylarını düşünün…Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalandığı haberi, herkesi sokağa dökmüş, Rumlara yönelik kabul edilemez şiddet eylemleri toplumu ikiye bölmüştü. Ancak sonradan haberin doğru olmadığı ortaya çıktı ama bir defa iş işten geçmiş, binlerce işyeri yağmalanmıştı. Birileri toplumun sürü psikolojisini çok profesyonelce yönetmişti. Çağımızda medyanın, özellikle sosyal medya- bu açıdan tam bir saatli bomba olduğu unutulmamalıdır.
SOSYAL KARŞILAŞTIRMALAR VE SLAVEN BİLİC
Toplumumuzda sürü psikolojisinin diğer bir versiyonu da, sosyal karşılaştırmalardır. Kendimizi sürekli başkalarıyla karşılaştırırız. 2014 yılında Beşiktaş’ın teknik direktörü olan Slaven Bilic şöyle bir demeç verdi: “Bugün herkes mutsuz. Yalnız sahip olamadıkları şeyler yüzünden değil. Başkalarının sahip olduklarına sahip olamadıkları için.”
Restorana giden klasik bir Türk, mutlaka yandaki masadaki insanların ne yediğine bakar. Solnick ve Hemenway’in bu durumu tespit eden çalışmaları bir hayli ilginç. Bu ikilinin 1995’de Harvard Üniversitesi öğrencileri üzerinde yaptığı bir deneyde, insanların başkalarının kazançlarına karşı olan tutumu ortaya koyuluyor. Bu deneyde öğrencilerden şu iki seçenekten bir tanesini seçmeleri istendi:
A: Başkalarının yıllık 25.000$ kazandığı yerde, 50.000$ kazanmak…
B: Başkalarının 200.000$ kazandığı yerde, 100.000$ kazanmak…
(Her iki durumda da ülkedeki fiyatların ve alım gücünüzün aynı kaldığını varsayın) diye soruldu. Sonuç, gerçekten şaşırtıcı ve hiç de rasyonel düşüncenin açıklayabildiği cinsten değildi. Deneklerin çoğu (yaklaşık yüzde 56’sı) 100.000$ yerine 50.000$’ı tercih etmişti. Rasyonel bireylerin yüksek miktarda parayı tercih etmesi beklenirken, kendilerini diğer insanlarla kıyaslıyorlar ve bunun etkisiyle karar veriyorlardı. Toplamda çok para kazanmak yerine, başkalarına kıyasla çok kazanmayı, insanlar daha fazla önemsiyorlar ve başkalarının daha çok para almasını istemiyorlardı.
Beyin, bilinçli kararlar verirken, beynin prefrontal korteks bölgesi bu işle ilgilenir. Ancak Berns ve arkadaşlarının bulgularına göre insanlar, sürüyle beraber karar verdiklerinde, çoğunlukla düşünmeden karar verdikleri için beynin prefrontal korteksini değil, oksipital ve paryetal bölgeleri daha çok çalışıyor. Bu bölgeler ise beynin daha çok görsel duysal işleriyle uğraşan bölgeleridir. Yani sürü psikolojisiyle verilen kararlarla, beynimizin düşünsel bölgesi ilgilenmez. Bazen doğru olup olmadığı sorgulamadan gruba uyarız. Bu beynimizin düşünmekten kaçmasıdır. Sürü psikolojisinde, doğru olanı aramak yerine yapılacak en zahmetsiz hamle gruba uymaktır. O sebeple sürü psikolojisiyle verilen kararlar çok sağlıklı kararlar değillerdir. Beyin genellikle hiç düşünmez. Burada insanlar kendilerine şunu söylerler: Eğer bir şey olacaksa da hepimize olacağı için, nasıl olsa herkesle beraber batarım ve devlet de bu tarz batışlara göz yummak yerine bir çözüm bulur. Maalesef bu düşünce doğru değildir. Kredi kartı mağdurları, borsada batırdıkları parasının telafisini yıllardır devletten bekleyen insanlar, 80’lerin banker mağdurları, Yimpaş/Kombassan gibi şirketlerin mağdurları vs. böyle düşünmüş olan, ama sorununa hiçbir şekilde çözüm bulunamayan insanlardan sadece bazılarıdır.
Ünlü yatırımcı Warren Buffett’in yatırımcılar için tavsiyesinin, herkes için geçerli olduğunu düşünüyoruz: “Bir yatırımcının akla değil sabra ihtiyacı vardır. Bu sabrın ne sürünün tersine olduğu için ne de sürüyle beraber hareket edildiği için, insana zevk vermiyor olması gerekir.”
Sürüyü takip etmek tamamen akıl dışı bir iş değildir. Yeter ki yaptığınızı kendi akıl süzgecinizden geçirmiş olun. Okuduğumuz ve duyduğumuz haberlerin önce doğruluğunu sonra da arkasından gitmemizi gerektirecek bir durum olup olmadığını mutlaka sorgulamalıyız…

SON SÖZ. ’’DUY, AMA DOĞRULUĞUNDAN EMİN OLMADAN İNANMA.’’