Bu gün 24 Haziran Pazar. 27. Dönem Milletvekili seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığı gün. Yani, Türkiye köprüden önceki son çıkışta.Öncelikle, ülkemize ve Milletimize hayırlar getirsin. Huzur içinde, demokratik bir ortam da, kavgasız, gürültüsüz bir seçim olması en içten dileğimizdir.

Neler olacağını hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Seçimde ne olur, seçimden sonra neler yaşanır? Bakacağız.

İnsanlar yılgın ve bitkin, mutfağın gündemi seçim gündemi ile örtüşmüyor. Vatandaş geçim derdine, siyasiler seçilme…

Her iki tarafın da beklentileri çok farklı. Bir taraf karnını doyurma derdinde iken, diğer taraf, herşey güllük gülistanmış gibi siyasi ikbal peşinde. Daha bir buçuk sene iktidarda kalma olanağı varken neden seçime gidiyoruz? Seçim neyi çözecek? Seçimin bizlere yararı ne? Bunu kimse sormuyor.!

AKParti iktidara nasıl geldi bir düşünün…!!!Ecevit döneminde ekonomi gene tıkanmıştı. Kurtuluş olarak Kemal Derviş getirildi. O zaman İMF güdümünde alınan tedbirler ve acı reçete, semeresini bir süre sonra vermeye başlayacaktı ama, iktidarın ömrü, bunu görmeye yetmedi. Alınan tedbirler, AKParti iktidar olduğunda sonuçlarını vermeye başladı. Neticede rüzgar arkadan esiyor, yelkenleri rahatça dolduruyordu. Hiç çaba göstermeden başarı üstüne başarı kazanılıyordu. O günden bugüne, tek taş konmadan otoyol ve bina yaparak bugünlere geldik. Hep betona yatırım yaptık. Vergiyi dar gelirliden memurdan aldık. Hatta ipin ucunu öyle kaçırdık ki, dolaylı vergiler %65 (elektrik, otomobil, iletişim araçları,benzin, içki, sigara, limonata, meyveli gazoz, et, süt vb. gibi) direk vergiler (patronlardan fabrikalar ve holdinglerden alınan) %35 olarak toplandı ve halen toplanıyor…

Son 20 yılda muhteşem bir gelir ve vergi adaletsizliği oluştu. Bugün Türkiye’nin dış borcu 453 milyar dolar. Devlet çarklarının dönmesi için gereken para aylık 4 milyar dolar. Ancak devletin kasası maalesef boş.

Şimdi de durumu simülasyonla açıklamaya çalışalım: Seçimde sn. Erdoğan başkan olur, Ak Parti ℅42-46 aralığında oy alır. ‘Millet bize ihtar verdi, biz bunu anladık bundan sonra daha dikkatli davranacağız’ derler ve değişen hiçbir şey olmadan daha ağır koşullarda yaşamaya devam ederiz. Artık gittiği yere kadar! (Kürt oylar baraja takılır) Veya sn. Erdoğan başkan olur ama, AKParti çoğunluğu sağlayamaz CHP, İyi Parti, Saadet koalisyon kurarak hükümet olur. (Ne yapabileceklerse) (Kürt oyları barajı geçmiş farz edelim, aksi takdirde 60 vekillik altın tepside AK Partiye gider.)

Bu denklem bir şekilde bozulur. Akşener ikinci tura kalır, Erdoğan’ın oylarını böler o zaman denklem değişir. İnce'nin bir şansı olmaz çünkü %70-75 sağ görüşü benimseyen bir ülkede görünürde sol bir partiye sağ seçmen ne olursa olsun oy vermez. Bu yüzden İnce bir şekilde ikinci tura bırakılır ve her şey hesaplandığı gibi gelişir. O güne kadar hazineye bindirilen yapılmayan yapılamayan tüm zamlar, dolu halinde yağmaya başlar. Her tür vergi artar üstüne bir de yeni vergiler gelir. Şimdilik hazineden karşılanan ödemeler de artık halkın sırtına biner. Yaşam çekilmez olur. Kasım ayı bu yüzden (seçimden sonraki 3 ay) çok önemli yapılan veya yapılacak fiyat ayarlamaları (zamlar!) etkisini tüm heybeti ile bu aydan itibaren göstermeye başlar. Vatandaş beklemektedir ama bu kadarını da değil, neye uğranıldığına şaşılır ümitler yerle bir olur. Hızla fakirleşilir.

Yılbaşından o güne kadar %50 devalüasyon olur. (Şu an %24) Para pul olur. İşte bu gelenler de bir şey yapamamış olan gene kendilerine olmuştur. Suç kâh koalisyona kâh boş olan hazineye bağlanır. Ama bugünlere nasıl gelindiğine, kimin getirdiğine kafa yorulmaz. Bu arada dinlenmeye çekilen AKParti kadroları, sanki bu olan bitenler kendi eserleri değilmiş gibi sütten çıkmış ak kaşık hesabı, hükümete giydirdikçe giydirirler. ‘’Biz olsaydık böyle olmazdı,’’ insanların bilinç altlarına kanırtarak kazınmaya çalışılır. Tek çarenin kendileri olduğu algılara işlenir devamlı. Bu arada gittikçe bozulan ekonomide kendi partililerine ayni ve nakdi yardım göstere göstere abartılarak yapılır ki, diğer destek vermeyenler de bir şeyler karşılığı kendi saflarına geçsinler.

Sn.Erdoğan ise başkan olmuştur ama desteği ve çoğunluğu yoktur. Makamından uyumlu çalışamıyoruz diye bas bas bağırarak devamlı iktidara zorluk çıkarıp partisine puan toplar. Gerekirse erken seçime gidilerek bir şekilde sıfırlanan hafızalar sonucu tekrar seçimle yönetimi devir alırlar. Bu arada diğer partilerin beceriksizliği, iş bilmezliği ve yetersizliği abartılarak devamlı gündemde tutulur her şey son 6- 7 ayda olmuş ekonomi iyice bozulmuş havası yaratılır. İktidar olunca yapılamayan akla gelmeyen özelleşmeyen son birkaç değer de elden çıkartılır, ülke genelinde her tür kısıtlamaya gidilir, çalışma koşulları daha da ağırlaşır, ülke patronların ve şirketlerin köle cennetine döner.

Bu hayali bir senaryodur. Dileğimiz bütün bu olumsuzluklara meydan vermeden, ülkenin gittikçe ağırlaşan, yabancı sermaye yatırım iklimini iyileştirmek olmalı… Yerli sermaye de buna öncelik yapmalıdır. Ülke gündemi her zaman, EKONOMİ ve TERÖR den ibaret değildir.

SON SÖZ:’’ SUÇ, SAMUR KÜRK OLMUŞ, KİMSE ÜSTÜNE ALMAMIŞ.!’’