Ben şahsen içki kullanmam.

Ama, ağzıyla içenlere bayılırım.

Bu satırlar onlar için…

Aşağıda isimlerini verdiğim kahramanlar için, lütfen bütün sofralarınızda “şereflerine” kadeh kaldırın.

29 Ağustos 1922 sabahı, Mustafa Kemal Paşa’ya telefonda, kuşattıkları tepeyi yarım saat sonra alacaklarını bildirmesine rağmen, bunu başaramayınca intihar ederek hayatına son veren Miralay Reşat’a.(Reşat Çiğiltepe)

Özellikle cephenin biraz gerisine yüksekçe bir yere oturup, çifte tabancasını dizlerine koyarak “geri çekileni vururum” mesajı vermesi ve birkaç sefer geriye kaçan askerler üzerinde bunu bizzat uygulamasıyla “Deli Halit” lakabını alan Mirliva Halit’e. (Halit Karsıalan)

Kütahya’nın Emet ilçesinden kendisi.

Emet Halkı ve süvarileri tarafından kaçırılan Yunan ordusunu kovalayarak İzmir’e giren ilk süvari birlikleri komutanı Ferik Fahrettin’e. (Fahrettin Altay)

Demiryollarının kesiştiği yer olan Eskişehir’e bir üs kuran ve savaş boyunca derme çatma trenlerle cepheye, asker, cephane ve malzeme nakleden, ray döşeten, gerektiğinde ray ve vagonlardan çelik söktürüp kılıç yaptıran Miralay Behiç Bey’e.

Kadeh kaldırılmaz mı?

İstanbul’dan bizzat kendisine gönderilen ve Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklamasını emreden telgrafa rağmen “Ben ve Kolordum emrinizdedir paşam” diyerek Mustafa Kemal’in emrine giren Birinci Ferik Musa Kazım’a.(Kazım Karabekir)

İzmit ile Adapazarı’nı geri alıp, Sakarya Meydan Muharebesine katılarak üstün başarılar kazanan Birinci Ferik Kazım Fikri’ye.(Kazım Fikri Özalp)

Birlikleri ile İzmit ve Adapazarı üzerinden Bilecik ve Eskişehir istikametine ilerleyen İngiliz kuvvetlerine Geyve yakınlarında ateş açarak onları geri püskürten ve Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlatan Mirliva Ali Fuat’a. (Ali Fuat Cebesoy)

Bahriye Nazırlığı’ndan ayrılan ve Anadolu’daki Milli Mücadele Hareketi’ne katılan Albay Hüseyin Rauf’a.(Hüseyin Rauf Orbay)

İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve mühimmat kaçıran, İtalyan İşgalindeki Antalya depolarında bulunan silah ve mühimmatı, Kuva-yı Milliye’ye kazandıran Mirliva İbrahim Refet’e ( İbrahim Refet Bele)

İstanbul Hükümeti tarafından ulusal hareketin önderlerinden biri olarak rütbesi kaldırılan, nişanları geri alınan ve idamına karar verilen Müşavir Mustafa Fevzi’ye ( Mareşal Fevzi Çakmak)

Kadehleri kaldırıp “Ruhunuz şad olsun” denmez mi?

Harbiye’de Askeri Tatbik ve Strateji Öğretmenliği yapması nedeniyle; başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere , Kurtuluş Savaşı’ndaki üst düzey komutanların büyük çoğunluğu tarafından “Hocam” diye hitap edilen, Büyük Taarruzdan önce taarruz stratejisinin belirlenmesi için yapılan toplantılarda, tedbirli ve titiz karakteri nedeniyle, taarruz planını çok riskli ve tehlikeli buluğu için şiddetle itiraz eden, ancak yine de verilen emirleri biri hariç harfiyen yerine getiren Orgeneral Yakup Şevki’ye.( Şevki Subaşı)

Yaptığı konuşmaları ve zihinlere yer etmiş usta bir hatip olan, Kurtuluş Savaşı’nda cephede, Mustafa Kemal’in yanında görev yapan, aslında sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılan Onbaşı Halide’ye.(Halide Edip Adıvar)

Kağnıyla cepheye silah taşıyan Fatma Nine’ye.

İnebolu’da bulunan cephanelerin Ankara’ya götürülmesinde, çocuğu ve kağnısıyla yer alırken, kış şartları nedeniyle cephane ıslanmasın diye battaniyesini bebeğine değil cephaneye saran ve bu uğraşında çocuğuyla birlikte donarak ölen Şerife Bacı’ya.

Kadeh seslerinin arasında iki damla gözyaşı dökülmez mi?

Onbaşı olduğunda neredeyse sadece kadınlardan oluşan birliği ile, düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenleyen ve aralarında bir Yunan subayı dahil toplam 25 esir askerle geri dönen Erzurumlu Kara Fatma’ya. ( Seher Erden)

“Kocayayla baskınında” geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için hızla öne atılınca başından vurularak şehit olan Gördesli Makbule’ye.

Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendisine bir tüfek alıp dağa çıkan ve Yörük Ali Efe’ye katılan Emir Ayşe’ye.

Düzenli ordu kurulana kadar yirmi aylık bir sürede düşman kuvvetlerinin Anadolu’ya geçmelerini sağlayan Yahya Kaptan’a.

Bir Fransız gemisini kaçırmayı başarınca, ona layık görülen İstiklal Madalyası’nı geri çevirerek “Ben madalya için değil, milletim için savaştım” diyen İpsiz Recep’e.

Kumardan hileyle kazandığı 45 bin frank ile İzmir’deki vatan görevine başlayan ve “İngiliz Kemal” lakabıyla anılan Türk Ajan Ahmet Esat’a. (Esat Tomruk)

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın gizli örgütü Karakol’un yöneticisi Naciye Bacı’ya (Naciye Faham)

İşkence görmesine rağmen, kendisinden istenen bilgileri vermeyen, Topkapılı Ebe Şahende’ye.

Felah Grubu’na, ölümü göze alarak, saraydan bilgi taşıyan V.Murat’ın kızı Fehime Sultan’a.

İşğal protestolarında on binlere konuşan Şukufe Nihal’e.

Sebahat’e.

Zeliha’ya.

Darülfunun’lu Saime’ye.

12 yaşında İnönü muharebelerinde savaşan Nezahat’e.

“Muhabere bana düğündür paşam” diyen Mustafa Kemal’in askeri Sivaslı Fatma Seher’e.

Çerkez kadınları örgütleyen Hayriye Melek’e.

Alaşehir’deki zulmü, Dünya’ya çektikleri telgraflarla duyuran Makbule’ye.

Nebile’ye.

Yunan işgaline eline silahla karşı koyan Turgutlu’lu Çavuş Ayşe’ye.

Ödemiş’li Fatma’ya.

“Köpekli Nuri” çetesine katılan Aydın’lı (namı diğer binbaşı) Ayşe’ye.

Yörük Ali Efe’nin 1. Bölüğünün dördüncü mangasında nişancı olarak savaşan Emire Aliye’ye.

Elinde balta ile Menderes Köprüsü’nde düşman bekleyen Arşın Teyze’ye.

Sarayköy’e gelen İngilizci “Nasihat Kurulu”nun üzerine silahla yürüyen Adöv Ayşe’ye.

Başındaki yırtık örtüsünü, cepheye gitmekte tereddüt eden erkeklerin yüzüne atıp “siz alın bunları örtünün, verin silahları, ben savaşırım”diyen Kezban kız’a.

Mavzeri hiç susmayan şehit eşi Senem Ayşe’ye.

Düğününde takılan altınları Ankara’ya bağışlayan, Kastamonu’lu 17 yaşındaki Hatice’ye.

Üç kızını Mustafa Kemal’e emanet edip Sakarya cephesine koşan ve orada yaralanan Ayşe Çavuş’a.

Düşmanlarla işbirliği yapan oğlunu vurup, dağa çıkan Domaniç’li Habibe’ye.

Erkek kılığında savaşan ve sonra kadın oluğu anlaşılan Halime Çavuş’a.

Soyadını “İnönü Meydanında” çarpışa çarpışa alan Mustafa İsmet’e. (İsmet İnönü)

“Geldikleri gibi giderler” deyip, geldiklerinden biraz daha hızlı gitmelerini sağlayan Mustafa Kemal’e;

Zafere, şerefe için.

Afiyet olsun!