Catering sektörü, genel restoran işletmeciliğinden farklı olarak sabit fiyatlı uzun dönemli sözleşmelerle yürüdüğü için, hammadde fiyatlarındaki ani sıçramalara karşı oldukça savunmasız durumda. YESİDEF Başkanı Hüseyin Bozdağ’ın ifadeleriyle, sektörün üzerinde artık ciddi bir "kazan enflasyonu" yükü bulunuyor.
Sabit Sözleşmeler ve Maliyet Kıskaçları
Catering firmaları, genellikle üç aylık periyotlarla belirlenen tabldot ücretleri üzerinden faaliyetlerini sürdürüyor. Bu durum, piyasa fiyatları sabit giderken işletme için bir avantaj sağlasa da, bugün olduğu gibi gıda maliyetlerinin haftalık bazda değiştiği dönemlerde büyük bir risk teşkil ediyor. Sözleşme süresi dolana kadar fiyat sabitlemek zorunda kalan işletmeler, artan maliyetleri sübvanse etmekte zorlanıyor. Bu yüzden sektörde yeni dönem sözleşmelerinin, mevcut enflasyonist baskılar hesaba katılarak çok daha yüksek oranlarla güncellenmesi bekleniyor.
%20'lik Artış Beklentisi ve Sektörel Direnç
Sektör yetkilileri, önümüzdeki çeyrekte hizmet bedellerinde en az %20 oranında bir artışın kaçınılmaz olduğunu dile getiriyor. Bu sadece bir "zam" değil, aslında sektörün ayakta kalması için gerekli olan bir "maliyet düzenlemesi." Gıda enflasyonundaki bu hızlı ivmelenme, işletmelerin sadece gıda değil, personel ve enerji maliyetlerini de korumalarına izin vermiyor. Önümüzdeki süreçte, catering firmalarının fiyat listelerini daha sık güncellemesi ve sözleşme sürelerini kısaltması şaşırtıcı olmayacak. Sektör, elindeki verilerle piyasayı yakından izlemeye devam etse de, gıda tedarik zincirindeki küresel çaplı krizlerin faturasının %20 bandında bir artışla nihai tüketicilere yansıması güçlü bir ihtimal olarak masada duruyor.




