Dr. Nihat Madak’ın “Sağlıkta Şiddet Nasıl Çözülür?” yazısını, meslektaşı Dr.Cevval Çelen (kuzenim olur kendileri) yollamış.

Virgülüne noktasına dokunmadım.

***

Bölgeden bölgeye değişmekle beraber ülke ortalamasına baktığımızda insanlarımızın yüze 95’inin,benim gibi, sizin gibi, şeker gibi insanlar olduğunu görürsünüz.

Bizim sorunumuz geriye kalan yüzde 5’lik “anti sosyal” kişilik bozukluklu olan (latent ya da aşikar) mahluklarla.

Bence yüzde 5 dehşet verici yüksek bir orandır.

Günde 100 hasta bakan meslektaşım her gün 5 tane manyakla muhatap.

Bu manyaklar hep bizi neden buluyor?

Biz doktorlar kara gün dostuyuz.

Bu manyaklarla, her yerde, sinemada, plajda, AVM’de, otobüste, düğünde değil, bir can pazarı olan hastanelere karşılaşıyoruz.

Birine “Baban öldü” diyoruz, birine acı ilaç veriyoruz.

Birine sıra beklemesi gerektiğini söylüyoruz.

Birine verdiğimiz ilaç yan etki yapıyor.

Birine “yoğun bakıma giremeyeceğini” söylüyoruz.

Birini, iyileştiremiyoruz.

Birine, acil bir hasta olmadığını söylüyoruz.

Birine, hastası gelmen ilacını yazamayacağımızı, birine itirahat raporu veremeyeceğimizi söylüyoruz.

Bu mahluklarla muhatap olmanın, ikna etmenin çoğu kere mümkünatı ve faydası yoktur.

Sizi bir köpek ısırdığında, eşek teptiğine, öküz tostuğunda, bu hayvanlarla konuyu konuşarak çözebiliyor musunuz?

Çözemiyorsunuz.

Özellikle bu öküzlere bir matador çevikliği ile yaklaşıp zarar görmemeliyiz.

Sonrasında çözümü bu kişilerde aramamalıyız.

Bu abesle iştigal olur.

Bu yüzen mücadelemiz bu öküzleri üzerimize salıp, bizi de eli kolu bağlı bırakanlarla olmalıdır.

Peki kim, bizi bu hale düşürenler, eli kolu bağlı bırakanlar?

Hasta haklarını en önemli unsur yapıp “çalışanın hakkını” güvenliğini önemsemeyenler.

Bu mahlukları her gün üzerimize kışkırtan medya.

Olayları seyretmekten öteye gidemeyen hastane güvenliği.

Tek derdi devresini ya da emmisini “öncelikli muayene ettirmek isteyen hastane polisi.

Beyaz kod verdiğine vereceğine pişman eden bürokratik işlemler.

Mücadelenin hiçbir döneminde yanımızda olmayan kurum avukatlarımız.

Olayı basit bir tartışma olarak kabul edip dosyayı kapatan mahluku, bir gece b ile nezarete atmayan savcı.

Oldu ki ikna ettiniz, işinizi gücünüzü bıraktınız, olayı mahkemeye taşıdınız “Hasta psikolojisi, hasta yakını psikolojisi” deyip, tabiri caizse dosyanızı elinize veren hakim.

Tekel bayiini basıp, büfeciyi döven üç kişiye çete hükmünden ömürlük ceza verirken, hastaneyi basıp camı çerçeveyi indirenlere 3 gün bile ceza vermeyen Türk Hukuku ve Yasaları.

Özetle;her gün muhatap olduğumuz bu yüzde 5’lik psikopat kitle,ne yaparsak yapalım azalmaz da düzelmez de.

Fakat yukarıdaki unsurların, Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi “görevini hakkıyla yapmasın” sağlayabilirsek, bu manyaklar kılımıza bile dokunamaz.