İstanbul'un Anadolu yakasındaki en önemli kaçış noktalarından biri olan Yalova, 1992'de İstanbul'dan ayrılarak müstakil bir il oldu. Benzer şekilde, başkent Ankara'nın ağır sanayi yükünü sırtlayan Kırıkkale de 1989'da Ankara'dan ayrılarak kendi plaka kodunu aldı. Bu ayrılıklar, hem hizmet kalitesini artırdı hem de bu yerlerin yerel kimliklerini güçlendirdi.
KARADENİZ’DE "DEMİR-ÇELİK" VE "DOĞA" AYRILIĞI
Zonguldak ili, bünyesinden iki önemli değer çıkararak bugünkü sınırlarına çekildi. 1991 yılında Bartın'ın, 1992 yılında ise Türkiye'nin ilk ağır sanayi tesisi olan Karabük'ün il olmasıyla Batı Karadeniz'de üçlü bir vilayet yapısı oluştu. Karabük'ün il olması, demir-çelik sektöründeki idari süreçleri hızlandırırken; Bartın'ın il olması ise bölgedeki turizm ve liman faaliyetlerine yeni bir soluk getirdi.
SINIR HATTINDA YENİ VİLAYETLER: IĞDIR VE ARDAHAN
Türkiye'nin en doğu ucunda, Kars'ın idari sınırları içerisinde yer alan Ardahan ve Iğdır, 1992 yılında müstakil birer şehir haline geldi. Üç ülkeye sınırı olan Iğdır ve stratejik geçiş yolları üzerinde bulunan Ardahan, il statüsü kazandıktan sonra gümrük kapıları ve sınır ticareti konusunda çok daha yetkili hale geldiler. Kars’ın bu "evlatları", bugün Doğu Anadolu’nun parlayan yıldızları olarak görülüyor.
GÜNEYİN YENİ YILDIZLARI: KİLİS VE OSMANİYE
Gaziantep ve Adana gibi iki dev sanayi şehrinin ilçeleri olan Kilis ve Osmaniye, 1992-1995 bandında kendi valilik binalarına kavuştu. Osmaniye'nin Adana'dan, Kilis'in ise Gaziantep'ten ayrılması, bu bölgelerdeki tarımsal ve ticari potansiyelin daha iyi yönetilmesini sağladı. Özellikle Kilis'in il olması, sınır ticaretinin yerel bir yönetim eliyle koordine edilmesi açısından tarihi bir adım olarak kayıtlara geçti.




