İnsan insana niçin tecavüz eder? Niçin istismarda bulunur? Bu kötülüğü neden yapar?
Savaşlarda işgal askerleri, girdiği ülkenin kadınlarına, küçük kız çocuklarına, hatta erkeklere TECAVÜZ EDER. Tecavüzler, o ülke insanlarını aşağılamak, değersiz hale getirmek, moralini yıkmak, ruh halini bozmak için yapılır.
Ülkemizde de gün geçmiyor ki bir taciz, tecavüz haberi duyulmasın. Küçük kız çocukları, erkek çocukları, kadınlar tecavüze uğruyor. Öldürülüyor.… Türk toplumu din tüccarı bir çetenin yönetiminde sürekli aşağı çekiliyor. Aşağılanıyor. Sanki işgaldeyiz de, sistemli bir şekilde Türk Milletinin onuru, şerefiyle oynanıyor. Ve bu aşağılık karanlık proje din kullanılarak yürütülüyor. Başta kadınlarımız olmak üzere, daha buluğ çağına bile ermemiş kız ve erkek çocuklarına bu istismarı, bu tecavüzleri yapanlar, insan olamaz. Bunların ne dinle, ne Müslümanlıkla ilgisi yoktur. Çünkü ne yüce dinimiz, ne de İslamiyet, buna izin vermez. İslamiyet’in omurgası; Sevgidir, adalettir, hak yememektir, doğru insan olmaktır, başkalarına zarar vermemektir…Gerçek bir Müslüman, karıncayı bile incitmez. Onun için, ‘’ Yaratılanı severim, Yaradan dan ötürü’’ sözü ikon olmuştur. Ancak, şurası bir gerçek ki; bu gibi eylemleri yapanlar, insanlık vasfından uzak, aşağılık, cahil, bencil ve zavallı kompleksli kişilerdir. Kendi aşağılık bedeni ve ruhi zevklerini ancak ve ancak, böylesine iğrenç eylemlerle tatmin etmektedirler.
Tarikatların önünü, ABD’de programlanan Turgut Özal açtı. Elazığ’a gittiğinde ziyaret ettiği Kadiri şeyhinin(Şaşmaz kardeşlerin de şeyhi) taciz ettiği kişiler var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok yerinde bir kararla, Dini ve İslam’ı, kendi maddi ve manevi çıkarları için kullanan bu güruhun Tekke, Zaviye, Türbe ve Dergah gibi, yuvalandıkları şer mekanlarını, faaliyetlerini yasaklamasının önemi, şimdi daha iyi anlaşılıyor.
“Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması”, 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip, 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren, 677 sayılı kanun ile uygulamaya konmuş bir Atatürk Devrimi’dir. Konya milletvekili Refik Bey (Koraltan) ve beş arkadaşının önerisiyle meclise sunulup kabul edilen Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun; bütün tarikatlarla birlikte şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır. Ayrıca yasa ile Türkiye Cumhuriyeti içinde padişahlara ait ya da bir tarikata çıkar sağlamaya yönelik tüm türbeler kapatılmış, türbedarlıklar kaldırılmıştır. Yasaya aykırı davrananlara para ve hapis cezası getirilmiştir. Yasa, 1982 anayasasında "İnkılap kanunları" (anayasanın 174. maddesine göre anayasaya aykırılığı iddia edilip iptal edilemeyecek kanun) arasında kabul edilerek koruma altına alınmıştır.
Atatürk Tekke, Zaviye, Türbe ve Dergahların kapatılması için, TBMM’de yaptığı bir konuşmada;
‘’Tam 17 Aralık 1927'de Mustafa Kemal Atatürk Mecliste şunu diyor: "Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis, bu tip yapılar din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı'yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan, eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz, göreceksiniz ki bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. Ayrıca, unutmayın ki, o gün geldiğinde, her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır."
Tarikat öğretisinde, müridin şeyhine bir ölünün ölü yıkayana teslim olduğu gibi, teslim olması öğütlenir. İtiraz ederse şeyhinin feyzinden faydalanamaz denir. Şeyhin her işi, her sözü ilahidir(!).. Her Salı günü Mekke’nin dışında peygamberin başkanlığında bütün evliyalar toplanır(!).. ‘Şeyh, emri peygamberden alır’ diye anlatıldığından, şeyhten asla şüphe etmezler.
Yarın devam edecek…