Son iki yazımda ekonomik görgüsüzlük ve israf ile ilgili yazılar yazdım.
Bugün, o ekonomik görgüsüzlük ve israfın yapıldığı ülkemizin hangi imkânlara sahip olduğundan kısaca söz edelim.
Ülkemizde gelir dağılımı o kadar bozulmuştur ki; milli gelirin yüzde yirmisi ülke nüfusumuzun yüzde sekseni tarafından kullanılmaktadır. Dolayısıyla, ekonomimizin yüzde sekseni de nüfusumuzun yüzde yirmisi tarafından kullanılmaktadır. Görgüsüzlük ve akıl almaz israf yapılan ülkemizdeki çok acıtan gelir dağılımının durumunu görüyor musunuz...
Ülkemizde dolar otuz üç liraya yaklaşmış, çeyrek altın dört bin lirayı geçmiştir. Bu iki temel göstergenin nedeni ise hiç şüpheniz olmasın enflasyon ve faiz eşit iken (2022 Eylül) faizi düşürmektir. İnsanın inanası gelmiyor. Böyle bir karar ancak bilerek yapılır diye düşünmeden edilemiyor.
Yeryüzünde toprakta yetişen ürünlerin tamamı bizim ülkemizde yetişebildiğini bildiğimiz halde neredeyse her ürünü dışarıdan almak durumunu yaratıp hâlâ görgüsüzlük ve israf yapabilmenin adı nedir diye okurlarıma soruyorum.
Hayvancılık yapabilecek her türlü imkâna sahip ülkemde dışarıdan angut pardon angus inekler getirtip et fiyatlarını düşürmediği gibi daha da artmasına neden olmanın da adını okurlarıma soruyorum.
Belediyelerde görgüsüzlük ve israf yapmanın yerine o imkânları insanımıza sunmanın gerçekleşmemesi akıl, vicdan işi mi acaba?
Emekliye gerçekten bir kişinin bile aylık sadece yemek parasına yetmeyecek bir ücret verip de saraylar yaptırmanın mantığı nedir acaba?
Ülkede bu kadar ağır ekonomik kriz yaşanırken akıl almaz arabalar, akıl almaz korumalar, inanılmaz bir biçimde gösteriye dönen safahat yaşamanın akılla, mantıkla, vicdanla bir ilgisi var mı?
Küreselcilerin, vahşi kapitalistlerin yarattığı tüketim çılgınlığına alıştırılan ülkemizde bunun önüne geçmek gerekmez mi? Bunu kim yapacak? Kendisi israf batağına batmış yöneticilerimiz mi?
İnsanımızın bir kısmının içinde yaşadığımız ekonomik krizin henüz farkında olmadığını görüyoruz. Ancak, bunu fark ettirmek de yönetime ve kamuoyu iletişim araçlarına düşmektedir.
Yönetim kadroları toplumda farkındalık yaratmak için daha geç olmadan bir takım girişimlerde bulunmalıdır.
Ne yapmalıdır?
Örneğin, belediye başkanları, milletvekilleri, THY yöneticileri gibi astronomik ücretler alanlar ücretlerini en az düzeye indirmelidirler.
Son olarak şunu önererek konumuzu bugünlük tamamlayalım.
Saraylarda yaşamaktan vazgeçilmelidir. Saraylarda yaşamak değil, borç para için dilenmemek itibardır.