Yukarıdaki başlığı okuyunca ilgimi çekti.

Benim taa 1990'lı yıllardan, Cem Boyner'le çıktığımız siyasi yoldan arkadaşım,dostum Av. Yakup Bulut yolamış.

Yeni Demokrasi Hareketi (YDH) adında bir siyasi parti kurmuştuk.

Devamı kısmet olmadı.

Şimdi diyeceksiniz "kim bu ekmeğimizle oynayan adam?

Yakup Bulut'un iletisini okuyalım bakalım.

***

Dr. Norman Borlaug, Minnesota Üniversitesinde çalışan ve 1970 yılında Nobel Ödülü almış bir genetikçi.

Rockefeller Vakfı'nın 1944-1960 yılları arasında, Meksika'da uyguladığı "Meksika Tarım Proğramı"nda araştırmacı olarak çalıştı.

Ünlü "Yeşil Devrim"in öncüsü olarak anılıyor.

Borlaug yaptığı genetik çalışmalarla Meksika'nın buğday üretimini üç katına çıkardı.

Pakistan ve Hindistan'ın buğday üretiminde % 60'lık bir artış sağladı.

1986 yılında"Dünya Gıda Ödülü"nü başlattı.

Açlıkla mücadele için savaşan, yardımsever biri olarak lanse edildi.

Gerçekten de o olmasaydı, tam 1 milyar insan açlıktan ölecekti.

"O büyük bir kahraman, o büyük bir melek. İnsanlık ona çok şey borçlu"

Onun için söylenen sözlerden birkaçı.

Peki gerçekten de durum böyle mi?

CÜCE BUĞDAY

Anadaolu'da binlerce yıl önce ortaya çıkan normal buğday'ın sapı uzundu.

14 Kromozona sahipti.

Kimyasal ilaç gerektirmeyen, suni gübreye ihtiyacı olmayan bir buğday çeşidi idi.

Binlerce yıldan bu yana insanlığın "yerleşik toplum"a geçtiği andan itibaren beslenmesinde önemli rolü var.

Kış şartlarında besinlerini depolamak isteyen insanlar için çözüm olmuştur.

Dr.Norman bu buğdayın veriminin çok az olduğunu iddia ederek, genetiği ile oynadı, çavdar ile translokasyonladı.

Ortaya çıkan kısa boylu, kalın saplı, cüce buğday ile "verim miktarı" arttı.

Cüce Buğday'ın veriminin daha çok arttırılması için, mutlaka kimyasal gübreye ihtiyaç vardı.

Geleneksel tarım yok edilmeli, küçük aile işletmeleri dağıtılmalı, ticari tarım şirketleri kurulmalıydı.

Dr. Norman'ı finanse eden Rockefeller Vakfı, cüce buğday'ın ortaya çıkarılması ile tohumlardan daha ziyade kimyasallardan çok büyük bir rant elde etti ve etmeye devam ediyor.

Çünkü büyük bir petrol şirketinin sahibi olan Rockefeller ailesinin derdi "Yeşil Devrim" falan değildi.

O aile Henry Kissinger'in 1970'de söylediği sözü kendisine misyon belirlemişti.

"Petrolü kontrol ederseniz bir ülkeyi, ama gıdayı kontrol ederseniz Dünya'yı da kontrol edersiniz"

Bu söz boşuna söylenmedi.

Yeşil Devrim aslında kimyasal bir darbe idi.

Gelişmekte olan ülkeler tarımda ilerlemek istediklerinde, yüksek miktarda kimyasal gübre ve ilaç girdilerini finanse etmek zorunda kalıyorlardı.

(Perşembe günü devam edecek)