7,8'lik sarsıntı sonrası saniyeler içinde binlerce can enkaz altında kaldı... Kurulan hayaller, kurulan yuvalar yerle bir oldu... Bu kâbusu unutmamamız lazım, Her deprem sonrası çok kararlar alınır ama bir süre sonra ne yazık ki unutulur.

6 Şubat deprem felaketi… Halen acısını yaşıyoruz ve çekiyoruz. 50 bin 783 vatandaşımız hayatını kaybetti, 107 bin 204 yaralımız oldu. Cehennemin provasını yaşadık. 6 Şubat'ta meydana gelen 7,8 ve akabinde 7,6 büyüklüğündeki depremin yıldönümünü yaşıyoruz. Depremden en çok etkilenen bölgelerde yaşayan insanlar olarak, ölen aile ve arkadaşlarımızın yasını halen tutuyoruz.

Her ne kadar bu gerçekle yaşamayı kabul etmiş olsak da bu kadar çok kayıp vermiş topraklarda yaşayan insanlar olarak halen yüreğimizin ağzımızda.

Evet, ‘’Deprem öldürmez, Bina öldürür!’’

O zaman bizleri yönetenler şapkasını önüne koysunlar ve tekrar düşünsünler.

Kentler, insanlar için yaşam ortamlarından en önemlisidir. Bireylerin kişiliklerinin çok yönlü gelişmeleri yanında, oturma, dinlenme, dolaşım etkinliklerini yerine getirme, kültürel aktivitelerde bulunma ve daha birçok insanca yaşama ortamını hazırlamalıdır.

En önemlisi, merkezi ve yerel yönetimler, kentsel rant odaklı imar planları, plan tadilatları, kültürel mirasın ve kentin gelişimlerini olumsuz etkileyecek işlere girmemelidirler.

Merkezi yönetim ve yerel yönetimler maalesef birçok konuda “Ben yaptım oldu” mantığı ile davranmakta, kent halkıyla hiçbir projeyi paylaşmadan uygulamaya koymaktadırlar. Daha ileriye gideyim, halka sormayı bıraktım, projenin muhatabı STK’lara bile sormuyorlar.

“Bir elin nesi var, iki elin sesi var” Atalarımız bu sözleri boşa söylememişler “Birlikten kuvvet doğar” Daha sağlıklı bir şehir inşa etmek için tek başımıza karar vermeyelim hep birlikte ve muhataplarıyla birlikte karar verelim.

Birlikte verilen kararlardan çok daha güzel projeler çıkar. Yaşadıklarımızı unutmayalım unutturmayalım.